
42
Askerliğinin 17. ayına girdiğinde 16 ayda terhis olunacağı
haberlerinin balon olduğu anlaşılmıştı. Zaten askerliğe başlarken
"18 ay" diye başlamıştı. Yani işin nominal süresi zaten
18 ay'dı. Uçurulan "erken terhis" balonlarının hiç birine
inanmamış, hiç birine kendini hazırlamamıştı.
Uçurulacak başka balon kalmayınca bu sefer
birileri "bu dönem uzatılacakmış, 24 ayda terhis olacakmışız"
diye bir balon uçurdular.
Öyle olmadı. 17. ayın sonlarına yaklaşıldığında
normal terhis olacakları duyuruldu. Kullanmadığı izinler dikkate alınarak
18.ayın ilk günlerinde Erzurum Askerlik Şubesi ile ilişiği kesildi,
askeri elbiseleri çıkardı, "sivil"leri giydi, uçağa bindi
Ankara'ya döndü. 1979'un sonlarıydı.
Askere gitmeden önce, "Kalite Makina Sanayi ve
Ticaret A.Ş."deki çalışmalarından vardığı sonuç şu idi:
"Çok çalışarak çok para kazanılmaz". Öyle ya, bir sene
boyunca hafta sonları dahil gece gündüz çalışmıştı, şirkette
daha önce bir düzine insanın yaptığı yöneticiliği yalnız başına
yapmıştı. Okulda öğrenmiş olduğu her şeyi uygulamıştı, ona rağmen
şirket batmıştı. Hem de şirket batarken neredeyse onu da alaşağı
ediyordu ki "killer instinct" ile yaptığı birkaç manevra
ile kendini kurtarmıştı. Üstelik bir de batık paradan gıcır gıcır
BMW 320 parası çıkarmıştı bu işten (bakınız ikinci kitabım
"Dost Raflara"). Yok, sanayide çalışmak istemiyordu
"artık".
Ticaret yapacaktı. Çok para kazanacaktı. Etrafında
çok para harcayan herkes ticaret ile iştigal eden kimselerdi. Demek ki
o da ticaret yapacak, böylece çok para kazanacaktı.
Çok para harcayan herkes'in aslında ille de çok
para kazanmadığını, veya kazandığını ticaret'ten kazanmadığını,
kimisinin hazırda parası, kimisinin hazırda geliri, kimisinin de hazırda
ikisi birden olduğunu, ayrıca ticaretten para kaybedenlerin ortalıkta
gözükmediğini, gözükmediklerinden de kendisinin onları hesaba
katmadığını, ticaretten para kazananın para kaybedenden az olduğunu,
hele ki doğru düzgün iş yapmak kaydıyla bu dengesizliğin daha da
dengesizlik halinde olduğunu anlaması için bir sene kadar ticaretin
çeşitli şekillerinde kendini yıpratması gerekti.
1980'in sonlarında bir karar daha verdi: Yön değiştirmek
için elinde avucunda ne varsa her şeyi kaybetmeyi beklemeyecekti.
Ticaret yapmak istemiyordu "artık". Elinde iyi bir diploma
vardı, mühendislik yapacaktı. Mühendisliği de Ankara'da yapmayacaktı.
Ankara'yı terk edecek, sanayi'nin sanayi olarak yapıldığı bölgelerden
birine gidecekti.
Ve sonunda İzmit'e gitti. İzmit'te işe başladığının
haftasında Otel Altınnal'ın barmeni Arif'in şaşkın bakışları
arasında onbilmemkaçıncı Binboğa-Limon dublesini içerken "ben
şimdi buralara gelmekle iyi bir halt mı ettim??" diye düşünüyordu.