TURGUTLAMA

Önceki Geri Sonraki

41

İsim Annesi: Renan Uzer
Ön Kapak Foto: Turgut Uzer
Arka Kapak Foto: Zeki Berk
Asistan: Filiz Taşdemir
Kapak Tasarım: Osman Uraslı

41

Alvin Toffler'dan bundan birkaç sene önce şöyle bir görüş dinlemiştim:

"İlk, orta ve yüksek okul tedrisatlarının çağın gereklerine göre baştan aşağı yeniden yapılandırılması gerekiyor. Tedrisatlar, geçmiş ve günümüz dikkate alınarak hazırlanıyor ve uygulanıyor, yarının gerekleri yeteri kadar dikkate alınmıyor" diyordu. "Geleceğin gereklerinin dikkate alınmaması, değişimin daha yavaş yaşandığı geçtiğimiz dönemlerde daha kabul edilebilir bir yaklaşımdı. Ancak günümüzde değişimin hızı öyle arttı ki, okulda günün gereklerine göre donattığımız insan, okulu bitirip de bu donanımı kullanmaya kalktığında donanımının bir bölümü "obsolete" hale gelmiş olabiliyor." diye devam ediyordu. Çözüm olarak ise şu ikiliyi öneriyordu: "Tedrisatların içine "futuristic" yaklaşımlar monte edilmeli ve mezuniyet'ten sonra devam edecek "tazeleme eğitimi"nin, normal eğitimin bir parçası olarak yapılandırılmalı."

Önerdiğinin ikincisinin Askeriye'de kısmen de olsa uygulandığını biliyorum. Eğitim kurumlarında da uygulamalar olduğunu biliyorum, örneğin Fransa'da Fontainbleau'deki INSEAD üniversitesinin CEDEP isimli bir yan kuruluşunun "dedicated" olarak mezuniyetten sonra tazeleme eğitimi verdiğini biliyorum, ben yaklaşık on sene önce CEDEP'in toplam dört haftalık bir "Operational Management Program"ına katılmış ve çok faydalanmıştım. (Bana katılan "ilk Türk "olduğum söylenmişti, geçen süre içinde on kişiye yakın arkadaşımın aynı kursa katılmasına önayak olarak "tek Türk" olmamayı garantiledim.) Yurdumuzdaki üniversitelerde de bu tip yapılanma vardır sanırım.

Ben, Alvin Toffler'in önerisinin daha çok ilk bölümüne takıldım. İlk, Orta, ve Yüksek tahsilimi düşünüyorum, "futuristic" yaklaşımlardan nasibimizi aldık mı?? Aldığımıza dair fazla bir örnekleme yapamıyorum. Biz ODTÜ EM'de okurken o sırada Tepe Mobilya'da yönetici olan Sn. Ali Kantur'un part time olarak akşamları bize muhasebe dersi vermeye geldiğinde, bizlerin kalın kafasına sokabilmek için, bağıra bağıra "Hızlı okuma kurslarına gidin, yarın birgün çok ihtiyacınız olacak" diye israr ettiğini hatırlıyorum. Amerika'dan yeni geri gelmiş, ismini maalesef hatırlayamadığım bir hocamızın da, "Bugün bilgiyi bulmak bir mesele, yarın bilgiyi elemek daha büyük mesele olacak" diyerek "anlam mühendisliği"nin belki de temel taşını attığını hatırlıyorum. Fakat yapısal bir yaklaşım?? Galiba hayır.

Tedrisatımızın geçmişe yönelik olduğuna dair ise daha fazla örnek hatırlıyorum. İlk ve Orta öğretimde neler okuduğumuzdan hiç bahsetmeyeyim, Sn. Hasan Pulur'un favori konularındandır. Hasan Bey ile bizim aramızda nesil farkı olmasına rağmen biz de çok farklı şeyler okumadık. Üniversite'den şu örnek geliyor aklıma: Yanılmıyorsam "Engineering Science" isminde bir dersimiz vardı (ismi böyle miydi yahu??), genel olarak "slide rule" dersi olarak bilinirdi. Başka şeylerin yanında bu aleti kullanmayı öğrenirdik. "Slide rule" denen alet, biz okurken piyasada kullanım olarak can çekişiyordu. Piyasa, yavaş yavaş süper alet "hesap makinasına" yöneliyordu. Ben de bir servet harcayarak yarım tuğla büyüklüğünde, çeyrek tuğla ağırlığında bir "Canon Palmtronic F7" (Yaş ilerledikçe büyüyen "istem dışı hatırlanan lüzumsuz detaylar" bölümünden bir seçme) aldım, ancak herkesin "calculator"u olmadığından "eğitimde fırsat eşitliği" ilkesine uygun olarak calculator, sınavlarda ve derslerin bir kısmında yasak edildi. Bazı sınavlarda slide rule ile bulduğumuz sonucu gizlice calculator üzerinden kontrol ettiğimizi hatırlıyorum. Neyse, diyeceğim şudur ki biz okulu calculator yasaklı ve slide rule kullanarak bitirdik ve calculator kullanmak üzere piyasaya çıktık. Ben slide rule'u mezun olduktan sonra hiç kullanmadığım gibi, görmedim bile. Böyle olacağı biz okurken bile belli olması nedeniyle bu örnek bana çarpıcı geliyor.

 

TURGUTLAMA

Önceki Geri Sonraki