
40
Değerlerle Yönetim - Kişisel Bütünlüğün Önemi
Toplam Kalite Yönetiminin direkt olarak hedeflenmeyen, ancak kesinlikle
ortaya çıkan sonuçlarından birisi yönetimin şeffaflaşması
oluyor. Kısmen iletişim araçlarının gelişmesinden, kısmen de
Toplam Kalite anlayışının getirdiği paylaşım, katılım, açık
kapı gibi kavramların hayata geçirilişinden kaynaklanmaktadır bu
netice.
Peki yönetimin şeffaflaşmasının etkileri
nelerdir? Benim iş hayatına başladığım yıllarda bırakın üst yönetimi,
bir orta kademe yönetimi bile çalışan için çok görsel değildi.
Biz gençler, şeflerimizi ve müdürlerimizi çok sık görmezdik,
onlar bizim için "bir yazının altında bir imza", hakkında
konuşulan, kendi az konuşan, ciddi, hatta asık suratlı, öksürüğünde
bile bir anlam olan, her şeyi düşünen ve bilen, hata yapmayan, arada
sırada koridorun sonunda gördüğümüz, başka bir platformda yaşayan
"şey"lerdi. Bu tarzdaki bir çalışma ortamı yöneticilere
iletmek istedikleri mesajları seçme, formatlama, zamanlamasını
ayarlama gibi bütün esnekliği veriyordu. Yani mesaj iletişiminin bütün
kontrolu yönetimdeydi. O sırada yönetim açısından sorun
"kontrol" değil, "etkinlik"ti. Verilen mesajlar,
arzulanan etkinlikte organizasyona sirayet etmiyordu. Yönetimin şeffaflaşması
ile birlikte problem tersine döndü: problem "etkinlik" değil,
"kontrol" oldu. Artık yönetimin yayınladığı olumlu ve
olumsuz bütün dalgalar, organizasyona derhal sirayet eder oldu. Yönetimin
formüle ettiği mesaj değil, yönetimin nabzı organizasyonca duyulur
oldu.
Dile getirmeye çalıştığım bu değişimin
neticesinde yöneticinin "kişisel bütünlüğü" giderek
daha fazla önem kazanmaya başladı. Çalışanlar mesajları önlerine
gelen bir kağıttan değil, kanlı canlı bir insandan almaya başladılar.
Bu kanlı canlı insanın hareketleri, vücut dili, tutarlılığı,
harmonisi de söylediklerinin yanında değerlendirmeye alınmaya başlandı.
Şimdi bu değişim olumlu mudur? Bence durumun doğru
değerlendirmesinin yapılması kaydıyla son derece olumludur. Yöneticiler
olarak bizler sadece istediğimiz değil, aynı zamanda yayınlamayı seçmeyeceğimiz
mesajları da veriyor olduğumuzun bilincinde olmalıyız. Bu olguyu şeffaflaşmanın
doğal neticesi olarak kabul etmeliyiz ve kişisel bütünlüğümüz üzerinde
çalışmalıyız. Bir nevi otokontrol olan bu düşünce tarzı, verdiğimiz
kararların daha doğru olmasına da yardımcı olmaktadır. Öte yanda
şeffaflaşmanın getirdiği çok önemli bir avantaj önümüzde
durmaktadır: mesajlarımızın etkinliği belirgin şekilde artmıştır.
Turgut Uzer
TU
03/99