
39
Yaklaşık 10 yıldan beri "davranış" (behaviour)
konusuyla yakından ilgileniyorum. Önceleri kendimdeki, memnun olmadığım
"behavioural" konuları iyileştirmek için başlayan bu ilgi,
giderek bu konuyu etkin bir yönetim aracı olarak görmeme doğru gelişti.
Daha önceleri de birkaç vesile ile bahsetmiştim, Endüstri Mühendisleri'nin
yönetime doğru ihtisaslaşması epey sıkça görülüyor. Öte yandan
yönetimde ise "behavioural" bilgi giderek daha fazla önem
kazanıyor. "Behavioural" bilgi, insanın kendini tanıması
(burada lütfen yekten "ben kendimi zaten tanıyorum" demeyin,
bazı araçlar vasıtasıyla kendinizi "structurally" tanıdığınızda
çok şaşırabilirsiniz) ve bu bilgiye göre yönetimsel
yetkinliklerini geliştirmesine yaradığı gibi, birlikte çalıştığı
insanları da tanıması ve kararlarını ve davranışlarını bu bilgi
ile ayarlaması imkanını veriyor. Gerek yönetimsel açıdan, gerekse
sosyal ve özel yaşam bakımından son derece zengin (ben daha dibini
bulamadım) bir kaynak Bugün behaviour'un renkli alanlarından "extravert/intravert"
konusunu biraz açmayı deneyerek, konuyla şimdiye kadar
ilgilenmeyenlerinizin ilgisini çekmeye çalışacağım. Eğer ilginizi
çekerse behaviour konusundan hem profesyonel, hem de özel yaşantınızda
faydalanabileceğinizi düşünüyorum. "Behaviour" konusunda
esasen dört araç kullanıyorum ama en aşina olduklarım "PI"
(Predictive Index) ve "Myers-Briggs". PI, son derece pratik
bir araç ve görsel bir ifadesi de var. O kadar pratik ki ben bütün
çalışma arkadaşlarımın PI grafiklerini elimin altında bulundurup
"quick referance" olarak kullanıyorum. "Myers-Briggs"
ise bir kademe daha derin. Her iki aracın da behaviour
klasifikasyonunda ortak bir parametre var: Extraversion/Intraversion.
Extravert insanlar için kendini ifade etmek bir
gereksinimdir. Kendilerini ifade etmeleri çoğunlukla derlenmiş ve düzgün
bir düşünceyi veya argümanı karşıya aktarmak için değil, aksine
kendilerine yönelik olarak kendi düşünce ve argümanlarını düzene
koymak içindir. Başka bir deyişle, extravert'in bir konu hakkında ne
düşündüğünü tam olarak anlayabilmesi için kendini ifade etmesi
gerekir. Yine başka bir deyişle extravert'ler kendilerini ifade etmek
suretiyle argüman kurarlar. Extraversion'un uç noktasındaki kimseler,
kendilerini ifade edemedikleri durumlarda, durdukları yerde hiçbir argüman
kuramazlar. Çok seneler önce amirim olan bir abimiz, iş seyahatinden
veya bir pazarlıktan döndüğü zaman, veya önemli bir iş görüşmesine
hazırlanırken biz genç mühendisleri toplantıya çağırır, uzun
uzun seyahatte veya pazarlıkta kimle ne konuştuğunu, veya neyi niye
yapmak istediğini anlatırdı. Bize herhangi bir fikir sormazdı,
kazara sorsa da verdiğimiz fikri dikkate almazdı. O halde bize niye
anlatıyordu?? Niye anlattığını ben seneler sonra anladım, o ise
belki de hâlâ anlamamıştır: iş temasının değerlendirmesini, argümanını
ancak anlatarak yapabiliyordu ve kurabiliyordu, kendi kendine konuşuyor
görüntüsü olmaması için ise figüranlara gereksinimi vardı, onlar
da bizdik. Extraversion ile sabırsızlık genellikle birlikte görülür,
bu da toplantılara domine etme şeklinde sonuçlanır. Extravert'lerin
bir başka özelliği ise "geniş ve yüzeysel" düşünmeleridir.
Yani konuyu çok hızlı ve geniş yayarlar, ancak derine inme konusunda
genellikle isteksiz, aynı zamanda "kabiliyetsiz"dirler.
Extravert'ler, Intravert'leri "yavaş" bulurlar.
Şimdi de Intravert'lerden bahsedeyim. Intravert'ler,
extravert'lerin tam anlamıyla karşıtıdırlar. Düşünürler, bir
fikir veya argümanı kurarlar, kendi kendilerine test ederler, tekrar düşünürler,
ancak daha sonra ifade ederler. İfade ettikleri şey, düşünülmüş,
test edilmiş, tekrar düşünülmüş bir görüştür. Başka bir deyişle
intravertler önce düşünür, sonra ifade eder. (Bütün bu yazı
boyunca "konuşurlar" yerine "ifade ederler"
tabirini özellikle kullanıyorum, konuşmak tek ifade etme aracı olmadığından).
Intraversion ile sabır genellikle birlikte görülür. Intravert'ler
konuları bir bir ele alırlar. Bir konuyu alırlar, gidebildikleri
kadar derine giderler, o konuyu tüketmeden başka konuya atlamazlar,
konuyu yaymazlar. Intravertler dar ve derin düşünürler. Inravert'ler,
extravert'leri "yorucu" bulurlar.
Yukarıda özetlemeye çalıştığım özellikleri
olan extravertler ile intravertler "free format" bir toplantıya
girdikleri zaman toplantı extravert'ler tarafından domine edilir ve
extravertlerin "geniş ve yüzeysel" fikirleri ve görüşleri
ile toplantı sonuçlanır. Toplantıda hiç konuş(a)mamış olanlar
genellikle intravert'lerdir. Muhtemelen derinlemesine fikirler geliştirmişlerdir,
ancak bu fikirler güme gitmiştir, ifade etme şansı dahi bulamamışlardır.
Peki ne yapılmalıdır?? Toplantı yönetimi bilinçli yapılmalıdır:
Extravert'ler, konuyu yaymak için, intravertler de konuyu derinleştirmek
için kullanılmalıdır. Sonuç olarak hem geniş hem de derin bir
neticeye ulaşılabilir. Belki biraz "simplistic" gibi
gelebilir ama, kolayca uygulanabilecek derecede basit, ancak son derece
etkin bir yöntemdir. Önşartı insanları "behaviour" açısından
tanıyabilmek, en azından hissedebilmektir.
Proje tahsisinde de Extarversion/Intraversion bilgisi
işe yarar: Diğer yetkinlikleri aynı seviyede olmak kaydıyla
extravert'lerin "breakthrough" projelerinde, intravert'lerin
ise "continuous improvement" projelerinde daha başarılı
olduklarını gözlemliyorum. Önşart yukarıdaki paragraftakinin aynısı.