
30
Liderliğin Değişimi
İlgili topluluğun kendini yönlendirmek üzere
belirlediği kişi lider'dir. Bu tanımı esas alırsak, tayin yoluyla yönetici
olunur, ancak tayin yoluyla lider olunmaz. Liderlik, insanların
toplulukları yönlendirebilme yeteneklerine bağlantılı olarak, hak
edilir ve bu değerlendirmeyi üst yönetim değil, ilgili topluluk
yapar. Ellerinde yönetim araçları olduğundan tayin yoluyla gelmiş yöneticilerin
liderlik payesini hak edebilme şansı elbette ki topluluktaki diğer
bireylerden daha fazladır ancak yine de liderlik "çantada
keklik" değildir. Yönetici, liderliği hak edebilmek için
yeteneklerini kullanmak zorundadır. Bu çabada başarısız olan yönetici,
topluluğun belirlediği bir başka kimseyi karşısında lider olarak
bulur ve çatışma doğar. Oluşan olumsuz ortamdan kısa vadede
tarafların her biri, yani yönetici, lider, topluluk, ve yöneticiyi
tayin etmiş olan üst yönetim zarar görür, iş ortamı "acılaşır".
Yönetici tayininde bireyin liderlik yeteneklerinin herşeyin üzerinde
değerlendirmeye alınması gerekliliği bu düşünceden kaynaklanır.
Peki yeni dönemde topluluklar liderlerden ne
beklerler? Etrafımızdaki her şey gibi, bu alanda da gereksinimler
gelişmekte, değişime uğramaktadır. İnsanlar, ne yapmaları gerektiğini
kendilerine söyleyen ve oluşumları kontrol edip gerekli müdahelelerde
bulunan, başka bir deyişle karar ve kontrol fonksiyonlarını bir
dereceye kadar üzerlerinden alabilecek bireyleri lider olarak ortaya çıkartırken
artık bu oluşum tersine dönmüştür. Özellikle iletişim
teknolojisinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler ve globalleşme
(dünyanın küçülmesi) neticesinde bireylerin hem gereksinimleri artmış
hem de karşılaştırma ve sorgulama eğilimleri daha belirgin hale
gelmiştir. Artık bireyler oluşumlar içinde daha aktif rol almak
istiyorlar, bunun doğal neticesi olarak da topluluklar, bireylere katılımcı
ve aktif rol veren liderleri öne çıkartıyorlar.
Yukarıda özetlemeye çalıştığım genel değişime
endüstriyel şirketler açısından bakacak olursak:
Şirket kadroları, bir yanda karar verenler ve
faaliyetleri kontrol edenler, öte yanda da kararları uygulayan çalışanlar
olmak üzere belirgin şekilde iki gruba ayrılırken artık bu aradaki
çizgi giderek kalkmaktadır. Bundan yaklaşık yirmi sene önce şirketteki
amirim, bana "şirketlerde bir beyinler vardır, bir de kollarla
bacaklar" demişti. O zamanı da tartışabilirim ama bugün bu söz
artık tamamen doğru değildir, Toplam Kalite felsefesini hazmetmiş şirketler
için ise tamamen yanlıştır.
Bugün liderin başarısını, ortaya çıkartabildiği
enerji ile değerlendiriyoruz. Lider, ekibinin hedeflerinin tesbitinde
çalışanların katılımını sağladığı gibi bu hedeflere ulaşmak
için bireylerin alacağı roller konusunda da esnek davranmalı,
bireylerin hedefleri sahiplenmelerini sağlamalıdır. Bu basit gibi gözüken
yaklaşım değişikliğini tutarlı ve sürekli olarak uygulayabilmek,
klasik yönetim tarzına göre büyük bir zihinsel değişikliği
gerektirmektedir. Bu noktada tutarlı ve sürekli kelimelerinin altını
çizmek gerekiyor, çünkü katılımcı yönetim tarzı olarak özetlenebilecek
bu davranışı bir veya birkaç defa yapmak kolay olabilir, ancak kalıcılığı
sağlamak ilk bakışta gözüktüğü kadar kolay olmayabilir. Liderin
katılımcı yönetimi doğal tarzı olarak uygulaması için katılımın
faydasına kalben inanması gerekir.
Turgut Uzer
07/04/99
(Milliyet İK ekinde yayınlandı)