
29
Liderlik, yöneticilik, başkanlık gibi kavramlar
her zaman doğru yerlerinde kullanılmıyor. Aşağıdaki görüşü öneriyorum:
Yöneticilik ve başkanlık (ve temsilcilik), birer
"iş"tir (Profession). Yönetici, bir topluluğu yönetme işini
yapmak üzere esasen dışardan (yani üçüncü şahıstan) atanmış
kişidir. İşi yönetmektir, ilgili topluluğun seçtiği bir kişi değildir,
ilgili topluluğun içinden gelmesi şart değildir. Sef, müdür gibi
statüler, yönetim işinin statüsünü ifade eder.
Başkan (ve temsilci), bir topluluğun, kendini tanımlanmış,
belli, belirgin konularda yönetmesi (başkan) veya temsil etmesi
(temsilci) için seçtiği kişidir. Topluluğun kendisi tarafından seçilir
ve yapmak üzere seçildiği işi yapar. Yönetim Kurulu Başkanı,
federasyon başkanı, kulüp başkanı, sivil toplum kuruluşu başkanı,
meclis başkanı, parti başkanı, sendika başkanı, işyeri
temsilcisi, öğrenci temsilcisi gibi görevler bu tanıma girer ve yine
bir iş ve bir statü belirtir.
"Liderlik" (Leadership) bir iş veya statü
değil, bir karakter özelliğidir. Bu karakter özelliği, iki parçadan
oluşur:karizma ve vizyon.
"Karizma", insanları etkileyebilme yeteneğidir.
Karizmanın daha "specific" bir tanımı bildiğim kadarıyla
yok. Hani 50 kişinin bulunduğu bir salona aynı anda 5 kişi girerse
salondaki 50 kişinin dikkatini o beş kişi eşit şekilde çekmez ya,
insanların dikkatini çeken kişi "karizması yüksek"tir. Bu
kişi karşı cinsten olması gerekmez, kıyafetinin ilgi çekici olması
gerekmez, garip hareketler yapması gerekmez, ama o insan "fark
edilir". Olumlu anlamda fark edilmesi de gerekmez, sadece
"fark edilir". O insanın karizması yüksektir. Karizması düşük
olan insan ittirerek karizmasını yükseltemez, karizması yüksek
insan ise ne kadar uğraşsa da düşüremez. Bir insanın karizması
"given" dir. Şimdi liderlik açısından karizmanın önemine
geliyorum ve bu çok önemli: Karizması yüksek insan topluluğu
etkiler, etkisi altına alabilir, karizması düşük insan topluluğu
etkileyebilemez.
"Vizyon" ileriye dönük çıkarımlar yapabilme, hedef
koyabilme, ileriyi "kestirebilme", gelecek ile ilgili karmaşık
faktörleri biraraya getirip anlaşılır bir sonuç çıkarma yeteneğidir.
Karizma ve Vizyon, bir insanda yüksek düzeyde
biraraya gelmişse, o insanda liderlik özelliği kuvvetli olur.
Bazı insanların karizması yüksektir ve topluluğu
etkilerler. Ancak vizyon düşükse etkiledikleri topluluğa ne hedef
vereceklerini bilemediklerinden sadece etkiledikleriyle kalırlar.
Karizması yüksek insanlara örnekler vermeye çalışayım: İbrahim
Tatlıses, Madonna, Hülya Avşar'ın eşi (ismini hatırlayamadım), şu
çok hayranı olan internette kızları "öpen" Türk (ki bu
da e-karizma zannediyorum), Tayyip Erdoğan (vizyon'undan emin değilim),
Süleymen Demirel (aynı şekilde vizyon'undan emin değilim), Barbra
Streisand, Andre Agassi, herhalde Reha Muhtar...gibi
Bazı insanların karizması düşüktür ancak
vizyonları yüksektir. Çok iyi "ikinci insan", "danışman"
olurlar. Üzerinde tartışma başlatmamak umuduyla yazıyorum: bence
Kemal Derviş iyi bir örnek. Mümtaz Soysal da iyi bir örnek gibi
geliyor bana. Hüsamettin Özkan (belki, karizma yok ama vizyon var mı??),
Paul McCartney, Eric Clapton, İsmet İnönü.
İkisini (Karizma ve Vizyon) birleştirebilen
insanlara iyi iki örnek Mustafa Kemal ve Adolf Hitler. Arasını siz
doldurun.
Liderlik yeteneğinin liderlik yapma fiiline dönüşmesi
için ise ortamda bir belirsizlik olması gerekiyor. Liderlik yeteneği
olup da bunun ortaya çıkacağı ortam oluşmaması nedeniyle bunu hiç
fiiliyata dönüştür(e)memiş, veya arada sırada ortaya çıkartan
durumlar da var. Geçenlerde sizlere "link verdiğim"(öff be)
yazıda bahsediyordu: Winston Chuchill, harb çıkmadan önce başarısız
sayılan bir politikacıymış.
Daha fazla kafanızı şişirmeyeyim,
"liderlik" konusuna bu görüşlerin eklenmesi faydalı
olabilir diye düşündüm.
Belki (aslında belki değil, açık ve kesin olarak)
alakasız gibi olacak ama, bu mesajıma yeni duyduğum bir tanım
eklemek istiyorum.
Bir CEO'nun "teamwork" tanımı:
"Teamwork is a group of people doing what I
say."