
26
"İş günü öncelikleriniz nelerdir?" anlamındaki
sorular, "konuşmacı" (moral bozucu bir terim ama bir çok
yerde böyle kullanılıyor) olarak gittiğim yerlerde oluşturduğum
"faq"(sık sorulan sorular) listesinin üst sıralarından
birindedir. Bu sorunun oluşturulması bazen çok renkli cümleler şeklinde
olabiliyor: "Siz sabahtan akşama oturur musunuz??"
gibi,"Size yapacak iş kalıyor mu??", veya "Her işi siz
mi yapıyorsunuz, yoksa öyle mi zannediyorsunuz??" gibi. Bazen safça,
bazen hince, bazen de profesyonel bir merakla oluşturulan bu soruları
ben, "İş günü öncelikleriniz nelerdir??" soru grubuna sınıflandırıyorum.
Geçtiğimiz ay Erol Hoca'nın attığı kement'in
ucunda ODTÜ EM son sınıf öğrencilerinin önüne, anladığım kadarıyla
Erol'un "haftalık mutad dönüşümlü ODTÜ EM listesi trio"su'nun
mazbut bir üyesi olarak çıktığımda da Erol tarafından dürtelenen
öğrencilerden bu anlamda bir soru oldu.
Geçtiğimiz hafta ise bölümümüz bizim dönem öğretim
üyelerinden hocam Ünver Çınar'ın bana "vaktinin az olduğunu
biliyorum, ama vakit ayırabilirsen gönüllü gel, vakit ayıramazsan
da zorla gel" diye özetlediği ikna edici tavrının neticesi
Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesinin "Becoming a
Manager" isimli dersinde "tek oyunluk solo" yapmak üzere
gittiğimde de aynı soruyla karşılaştım.
Sadede geleyim: "İş günü öncelikleriniz
nelerdir??" sorusunun cevabı şöyle;
Bence cevap kişisel değil, bir sekilde "yönetim"e bulaşmış
her profesyonel için aşağı yukarı geçerli:
İşe gidilirken 5.öncelik'e bir an önce varmak ve
mümkün olduğu kadar uzun şekilde beşinci öncelikteki konular üzerine
çalışılıp hem yorgun hem de mutlu olarak işten dönülmesi planlanır
ve işler şu önceliklerle ele alınır:
Öncelik #1) "Yangın Söndürme"
Öncelik #2) Protokol, Temsil
Öncelik #3) Ulaşılabilir olmak, "affirmation",
"empathy"
Öncelik #4) "E-mail", telefon, "İmza"
Öncelik #5) Düşün, düşün, düşün: daha iyi,
daha hızlı, daha az kaynakla
Uzun vadeli planlama, gözden geçirme
"Explore"
Sistemi zorlamaca, sistem kurma, geliştirme
Kendini ve çalışanları geliştirme
Gün, akıntıya karşı yüzme gibi geçer. Gözümü
beş numaralı önceliğe diker, 1,2,3,4 numaralı öncelikleri devamlı
ve sürekli bir biçimde "yok etmeye" çalışırım. Öncelik
beş'e vardığımda (varabildiğimde) 1,2,3,4, den biri ortaya çıkıncaya
kadar öncelik beş'te çalışmanın keyfini yaşarım.
Bazı günler öncelik beş konularını keyifle çalışırım,
hem çok yorulurumhem çok mutlu olurum. Yevmiyemi hakettiğime kanaat
getirip iş günümü hitama erdirdiğimde ,"Bak, yoruldum ama bu gün
işe yaradı, doğru düzgün iş çıktı" diye düşünür, kendi
kendime pis pis sırıtırım.
Bazı günler öncelik beş'e hiç varamadan veya
ancak teğet geçmiş olarak yorgun ve mutsuz bir halde günü
bitiririm. Suratım biraz daha asılır, "Şimdi ben bütün gün
çalıştım, canım çıktı. Peki ne oldu, benim bugünkü çalışmam
ne boka yaradı" (terim için lütfen kusuruma bakmayın, ifade
etkililiğini korumak için kullanılmıştır) diye düşünürüm.
Toparlanmaya çalışır, bir ertesi gün öncelik 5'e varma planını
daha etkili yapmaya çalışırım.
Hatırlayalım: daima olumlu, daima yapıcı