TURGUTLAMA

Önceki Geri Sonraki

24

İsim Annesi: Renan Uzer
Ön Kapak Foto: Turgut Uzer
Arka Kapak Foto: Zeki Berk
Asistan: Filiz Taşdemir
Kapak Tasarım: Osman Uraslı

24

Adapazarı-Bilecik yolu üzerinde Sakarya nehri kıyısında çok saydığım ve sevdiğim bir arkadaşım (bir büyüğüm) 15 dönüm bir arazi aldı, iki senedir yoğun bir çabayla oraya gidiyor geliyor, kendine ticari amacı olmayan bir çiftlik kuruyor. Geçtiğimiz hafta sonu bu çiftliğe davetliydik. Ana bina mimarisinden çiftlik arazisine yayılmış sanat eserlerine kadar son derece güzel, değişik, ve etkileyici bir mekan yaratmış.

Çiftlikte beni en çok etkileyen şeyi; hem olanağı sunan, hem de olanak sunulan insanların algılama şekilleri itibariyle çok anlamlı bulduğum bir şeyi, sizlerle paylaşmak istiyorum:

Çiftlik, otuz-kırk haneli bir köye bitişik. Köyde anladığım kadarıyla hiçbir ticari faaliyet yok. İnsanlar, kendilerine yetecek kadar ekip biçiyorlar, kendilerine yetecek kadar hayvancılık, o kadar. Ağaçların altında, nehir kıyısında güzelim bir yer. Köylülerle biraz konuşunca insan, "İyi de biz neden çalışıyoruz??" diye bir soruyu ister istemez kendi kendine soruyor.

Çiftliğin içinde sebze bahçesi, kümes vs. gibi tesislerin yanında zengin spor olanakları var. Basketbol sahası, tenis sahası, masa tenisi, boy boy bisikletler, uçurtmalar vesaire kullanıma hazır vaziyette tutuluyor. Şimdi ise en ilginç bölüm: Çiftliğin kapısı var, ama gündüzleri açık tutuluyor. Köydeki bütün çoluk çocuk çiftliğin içine istedikleri gibi girip çıkıyorlar. Spor malzemelerinin durduğu, düzgün şekilde sınıflandırılmış bir oda var. Kapısı kilitli değil. Çocuklar odaya giriyorlar, gerekli malzemeleri alıyorlar, gidiyorlar diyelim masa tenisi oynuyorlar, veya basket oynuyorlar, bisiklete biniyorlar falan. Şimdi daha da ilginci: işleri bittiği vakit malzemeyi getiriyorlar, aldıkları gibi düzgünce yerine koyuyorlar. Kendilerine bahçede istedikleri gibi dolaşabilecekleri, ancak çiftlik binasına izin almadan giremeyecekleri söylenmiş. Çocuklar bırakın çiftlik binasına girmeye teşebbüs etmeyi, çiftlik binasına doğru bakmıyorlar bile. Çocuklara hitab edince gözleri ışıldıyor, hemen yaklaşıyorlar, bir sohbet, bir sohbet.

Türkiyenin elindeki tabii malzeme'nin "neredeyse ham" halinin ne kadar "iyi" olduğunun bir göstergesi olarak algıladığım bu durumu izlemeye ve yaşamaya doyamadım.

Bu yazıyı havalı ve anlamlı bir sonuç, bir yorum bölümüyle bitirmek istedim. Epey düşündüm, birkaç şey yazdım, hiçbiri aklımdan geçenleri tam olarak yansıtmadı. Kafam karıştı. Neden hüzünlendiğimi kendime bile net olarak anlatamadım. Demek ki başkalarına anlatmayı hiç beceremiyeceğim.

...Ve sildim.

Bilmiyorum

 

TURGUTLAMA

Önceki Geri Sonraki