
23
Planlama alışkanlığının ulusal kültürümüzün
zayıf noktalarından biri olduğunu düşünüyorum. Bunun ana sebebi aşırıya
kaçmış bir "şükür" ve "kader" bağlantısı mıdır,
yoksa ekonomik istikrar eksikliği neticesi, "bu ortamda zaten
planlamanın faydası yok" düşüncesi midir bilemiyorum. Belki de
ulusal düzeyde uzun vadeli bir "planlamama" alışkanlığı
ile ekonomik istikrarsızlık birbirini kuvvetlendiren bir olumsuz döngü
halinde çalışıyorlar, aşırı "şükür" ve
"kader" bağlantısı ise bu dinamiğin tuzu biberi oluyor.
Sebebi herneyse, sonuç ortada: bizim toplum olarak planlama yapma alışkanlığımız
zayıf.
Toplumdaki "planlamama" özelliği doğal
olarak iş hayatına yansıyor. İş ilişkisinde bulunduğum insanların
korkutucu boyutlarda yüksek bir oranı, iş gününü "gelişine göre
karşılıyor", etkin bir ajanda kullanmıyor, kendisinin bir planı
olmadığı gibi başkasının da planı yoktur varsayımıyla hareket
ediyor. Üstelik "planlamama" periyodu sadece günlük değil,
aynı özellik haftalık, aylık, yıllık, ve birkaç yıllık
periyodlarda da aynen geçerli. Abarttığımı düşünebilirsiniz, ben
de haklı olmanızı çok isterim, ancak iş ilişkisinde olduğunuz
firmaların geleceğe yönelik ne derecede sistematik planları oldukları
konusunda yapacağınız küçük bir araştırma (ne yazık ki) ne
kadar haklı olduğumu gösterecektir.
Globalleşme neticesi oluşan acımasız rekabet
ortamında kurumlar ve şirketler hayatta kalabilmek için gereklerden
bir tanesinin, nereye gitmek istediğini bilmek olduğunu öğrendiler.
Görünür gelecekte varmak istediğiniz konuma "vizyon" ismi
veriyoruz. Gözleyebildiğim kadarıyla, ülkemizdeki kurumlar ve şirketler,
vizyon oluşturma fikrine çabuk ısındılar, çok kısa sürede
herkesin vizyonu oluştu. Bugün kime sorsanız aşağı yukarı bütün
firmaların bir vizyonu var ve bu vizyonların herbiri düşünülebilecek
(hatta düşünülemeyecek) en büyük boyutta tutulmuş. Sınırlı bir
bölgenin üst sıralarında bir yeri hedefleyen çok az. Ülkemizde iş
yapan firmaların neredeyse tamamının vizyonu, konusunda Avrupa'nın
veya Dünyanın bir numarası olmak. Ancak yine gözleyebildiğim kadarıyla
bu firmaların eskiye göre iş yapma tarzlarında herhangi bir değişiklik
olmayabiliyor. Yani eskiden vizyonu olmadan günlük olarak "günün
gelişine göre" iş yapan bir firma, bugün "konusunda dünya
lideri" olmak vizyonunu oluşturmuş olarak yine günlük olarak
"günün gelişine göre" iş yapmaya devam edebiliyor.
Bizi bugünümüzden vizyonumuza taşıyacak köprü,
strateji'dir. Strateji, uzun vadeli hedefimizi, yani vizyonumuzu gerçekleştirme
konusunda izleyeceğimiz yolu, yöntemi tarif eder. Doğal olarak
vizyon, strateji'den daha az esnektir. Başka bir deyişle, vizyona ulaşmak
için strateji esnek olarak kullanılır. Yıllık, aylık, haftalık, günlük
planlar ise vizyon'dan ve daha da büyük ağırlıkla strateji'den doğar.
Günlük olarak yaptığımız işlerde bile vizyon ve stratejimizi göz
önünde bulundurmamız gerekir, yoksa vizyona varma yolunda enerji kaybı
fazla olur ve aynı zamanda hiç varamama olasılığı artar.
Vizyon belirlemek gerçekleştirmesi çok zor olmayan
ancak gösterişli bir faaliyettir. Strateji ve planları geliştirmek
ise tam tersine zor ve devamlı bir çalışma gerektiren, ancak çok gösterişi
(satışı) olmayan bir faaliyettir. Vizyonun rağbet görüp de canlı
bir strateji ve planlama sisteminin görmemesinin basit gerekçesi belki
de budur. Etkin bir Strateji ve planlama sistemi olmadan vizyona ulaşmanın
mekanik olarak mümkün olmadığını idrak etmemiz bir miktar daha
zaman alacağa benziyor.
"Bu kadar belirsiz ekonomik ortamda planlama
yapmanın bir anlamı yok" söylemine katılamıyorum. Hatta biraz
daha ileri giderek belirsiz ekonomik ortamda planlamanın daha da fazla
önem kazandığını düşünüyorum. Basit bilgisayarlarda basit
programlarla geliştirilebilecek modeller ile son derece etkin senaryo
analizleri yapmak mümkün. "İş modeli" denebilecek bu
programlar teorik olarak bir bilgisayar kullanımını
gerektirmemektedir. Ancak, özellikle belirsiz ve değişken koşullarda
sürat çok önem kazandığından bilgisayar kullanımı pratik anlamda
gereklidir. Bu senaryo analizleri yöneticiye, belirsizliğin gelişeceği
yöne göre izleyebileceği stratejiler konusunda yardımcı olabilir.
Bilgisayarda geliştirilen planlama modellerini, özellikle belirsiz
ekonomik ortamda kritik yönetim araçları olarak görüyorum.
Modellerle senaryo analizi yönteminin yaygın olarak kullanımını bugün
itibariyle sınırlandıran faktörlerden birinin, üst düzey yöneticilerin
bilgisayar fobisi olduğunu düşünüyorum.
Turgut Uzer
25/06/99
(Milliyet İK ekinde yayınlandı)