TURGUTLAMA

Önceki Geri Sonraki

16

İsim Annesi: Renan Uzer
Ön Kapak Foto: Turgut Uzer
Arka Kapak Foto: Zeki Berk
Asistan: Filiz Taşdemir
Kapak Tasarım: Osman Uraslı

16

Geçtiğimiz pazar sabahı tembel insanların tipik bahçe "çalışmasını" yapıyorum: bahçe suluyorum. Bir ilave "çalışmayı" da eşzamanlı olarak yapmaktayım: Radyo dinliyorum.

Radyo'da bir reklam: "..........en güvenilir dergisi ............... (dergi ismini tam olarak duyamadım) mülakat sorularını ve ideal cevaplarını veriyor." Bütün tüylerim diken diken oldu. Bu insanlar konuyu bilmedikleri için böyle yazıyorlarsa hiç olmazsa bilebilecek birilerine sormaları gerekir, yok eğer bilerek yazıyorlarsa iş arayan insanları ve işgücü arayışındaki insanları bu kadar insafsızcana yanıltmaya çalışmanın hiçbir affedilecek yanı yok nezdimde. Derginin yaptığı ile ilgili hissettiğimi biraz daha açık olarak yazacak olsam Erol bana direkt kırmızı kart gösterecek (Futbol Dünya Kupasını seyrediyoruz ya, belli oluyor değil mi??), siz de bir süre rahat edeceksiniz. İyisi mi ben hissiyatımla ilgili burada durayım ve önleyici anlamda birşeyleri paylaşayım da içim rahat etsin:

Mülakat'ta iki taraf birbirini tanımak için çaba harcar. Elde ettiği bilgiyle de iki taraf da aradığının gördüğü, duyduğu ve hissettikleriyle uyuşup uyuşmadığına bakar. Mülakatta bundan daha azı veya daha fazlası beklenmemelidir. Sonuçta bu değerlendirmeler başka kaynaklar ve araçlardan oluşan bilgiler, algılamalar vs ile birleşir ve iki taraf da bir sonuç değerlendirmesi yapar. Eğer iki tarafın da değerlendirmesi olumlu ise "izdivaç" gerçekleştirilme yoluna gidilir.

Burası çok önemli: bir süre sonra iki taraf için de başta yaptığı değerlendirmenin isabeti konusunda bir değerlendirme yapma şansı doğar. İki taraftan herhangi birinin veya her ikisinin de başta yapmış değerlendirmenin yanlış olduğu sonucuna varması her iki tarafın da zararına olur, ve muhtemelen işe alınan insanın daha fazla zararına olur.

Buradan şu sonuç çıkar: mülakat sırasında "pretend" etmek her iki taraf için de zararlıdır ve muhtemelen işe müracaat için daha fazla zararlıdır.

Mülakat konusunda her iki koltukta da tecrübe kazanmış insanların kesinlikle olumlu karar vermeyecekleri durum, galiba tektir: duydukları, gördükleri, hissettikleri bir bütün teşkil etmiyorsa kesinlikle karar olumsuz olmalıdır. Çünkü bir bütünlük yoksa, bunun anlamı "there is something wrong"dur, neyin "wrong" olduğunu anlayabilemeyebilirsiniz, önemli değil, "there is something wrong"dur ve bu durum, kesin olumsuz karar gerektirir. Neyin "wrong" olduğunu öğrenmek için de süreç'e devam edip bir süre sonra neyin pretend edildiğini anlamaya çalışmanın bir anlamı yoktur.

Şimdi ise bir başka çok önemli nokta: "İdeal" cevapları verecekseniz en azından bir kısım cevabı pretend edeceksiniz demektir. Pretend edildiği vakit bütünlüğü birarada tutmak mümkün değildir. Yani pretend ederseniz bütünlük bozulur, bütünlük bozulduğunda bu karşı taraf tarafından algılanır ve karşı taraf siz ağzınızla kuş tutsanız da olumsuz karar vermek mecburiyetinde kalır.

Mülakatta açık olmak her iki tarafın da menfaatinedir.

Bir "Patron Şirketi"nde eleman arayan tarafın, "Bizim şirketimiz kurumsallığın en üst noktalarındadır" demesi ne kadar yanlışsa; insanlarla birarada olmaya tahammülü az olup iş arayan bir insanın, "Ben ekip çalışmasına bayılırım" demesi de o kadar yanlıştır, "ideal" cevap ekip çalışmasını sevdiğinizi söylemenizi işaret ediyor olsa bile. İki durumda da taraflar birlikte bindikleri dalı kesmektedirler.

Eleman arayan, işyerinin ve aranan elemanın profilini mümkün olduğunca net bir şekilde açıklamalıdır. İşe müracaat eden ise repertuarını açıkça ortaya koymalıdır. Burada kaçınılması gereken davranış, repertuarın uç noktalarından örnekler vermektir (uç noktaların temsili düşük olduğundan yanlış yorumlanabilir). Örneğin neşeli bir insansanız gülümsemekten kaçınmamak gerekir, ancak içinizden gelse bile yerlere yatıp dövünerekten kahkaha atmak doğru olmayacaktır.

Belki çok "obvious" noktalardan bahsettim, ancak işyerini olduğu gibi göstermeyerek şirketine ve işe giren insana zarar veren insanlara pek sempati duymuyorum, ayrıca sağda solda geri zekalıca yazılan "mülakatta ideal cevaplar" başlığı altındaki safsataya iyi niyetle yaklaşıp, uygulamaya çalışıp alabileceği işi kaçıran gençler için de üzülüyorum. Maalesef bu iki davranışa da sıkça rastlıyorum.

"Benim şu kadar senelik iş hayatı tecrübem var, onun için de bu işleri bilirim" tarzı söylemleri sevmiyorum, kendime de pek yakıştıramıyorum. Öğrenmenin çok şey bildiğine inanma durumunda kısıtlandığına inanıyorum. Ancak şunu söyleme gereksinimini duyuyorum: Benden daha genç profesyoneller, yukarıda yazdıklarımı dikkate almanız, hak ettiğiniz ve size yakışacak bir işi yarın birgün kaçırmanıza engel olabilir. Yok eğer yazdıklarım hepimizin sular seller gibi bildiği şeyler idiyse de abesti iştigal ettiğimin kusuruna bakmayın.

 

 

TURGUTLAMA

Önceki Geri Sonraki