
11
Doğruyu Görebilmek
Yönetim sistemimizin temelinde yatan "iş"lerimizden
bir tanesi, eğriyi görüp doğru hale getirmek veya getirtmektir. Aile
yetiştirme sistemimiz, eğitim sistemimiz ve dolayısıyle yönetim
sitemimizin vazgeçilmez özelliklerinden biri olan eğriyi düzeltmek,
bir süre sonra iş yoğunluğunun da artması neticesinde neredeyse tek
yaptığımız iş olur. Eğriyi düzeltmek, ayrıca (kendi kendimize
bile itiraf edemesek bile) son derece zevklidir. Yanlışı ararız,
buluruz, yanlışı yapanı da ararız, buluruz ve hizaya getiririz.
Yöneticilikte bunun yapılmaması gerektiğini
savunmuyorum, ancak sadece bunu yapmanın yöneticilik açısından son
derece yanlış olduğunu düşünüyorum.
Motivasyon unsurlarından en önemlilerinden birinin
(belki de en önemlisinin) insanın yaptığı işin görülmesi ve
takdir edilmesi olduğu artık kabul ediliyor. Peki bizler çalışanlarımızın
doğru yaptıkları işleri görmek için ne kadar çaba sarf ediyoruz?
Düşünün ki bir güvenlik görevlisisiniz. Gece
vardiyasındasınız. Gece yarısı işe geldiniz, sekiz saat boyunca o
işyerindeki diğer bütün çalışanlar gibi siz de işinizi en iyi şekilde
yaptınız. Vardiyanızın sonu, olaysız bir gece geçti, hiçbirşey eğri
değil, her şey doğru. Gündüz vardiyası çalışanları ve yöneticiler
işe geliyor. İnsanların hiç olmazsa bir kısmının sizin hatırınızı
sormasını, yaptığınız işler hakkında bilgi istemesini, işyeri güvenliği
konusunda sizin olumlu katkınızı size teyid etmesini, herşeyi bırakın,
sizi selamlamasını istemez misiniz? Hele ki yöneticilerin?
Gölcük Değirmendere'de oturduğumuz sitenin bir
gece bekçisi vardı, ismi Sabri Bey. Sabahleyin arabaya binmeden adamla
sohbet ederdim. Sohbetimizde yaptığı işin önemli olduğunu, onun
sayesinde bizim evde rahat rahat uyuduğumuzu arada sırada söylerdim.
Sabri Bey birgün bana beni çok sevdiğini ve geceleyin benim arabama
daha bir sıkı fener sıktığını söyledi.
(Milliyet İK ekinde yayınlandı)