
10
İletişim
"Evrensel Doğrular", Toplam Kalite'nin her
ögesinin başlangıç noktasıdır. Toplam Kalite, Evrensel Doğrulara
dayandığı için bir yaşam tarzı olarak hayata geçmesi mümkündür.
Etkin ve verimli "İletişim"in kurulması, Toplam Kalite ve
Evrensel Doğruların tamamında olduğu gibi, anlaşılması son derece
basit unsurların uygulama sürekliliği ve istikrarına bağlıdır. Şimdi
bu unsurların neler olduğuna bakalım:
Ulaşılabilirlik:
Çalışandan ziyade yöneticinin üzerinde çalışması
(ve düşünmesi) gereken bir unsurdur. İki boyutta ele almak
istiyorum:"Platform Sağlamak" ve "Tutum".
"Platform Sağlamak" teknik ve biraz
mekanik bir konudur. Çalışana; katılabileceği, yazabileceği, konuşabileceği,
kısaca sesini duyurabileceği ortamlar yaratılmalıdır. Yönetimin
mesajları için de aynı platformlar kullanılır. Bunun için kullanılabilecek
araçların detayına burada deyinmeyeceğim. Düzenli Toplantılar, İlan
Tahtaları, Raporlar, Anketler, Şirket Dahili Yayınları, Sosyal
Toplantılar, Çalışma Ekipleri yaygın olarak kullanılan araçların
bazılarıdır. "Organizasyonun Kültür Yapısı"na uygun
olan araç(lar) seçilir ve uygulamaya geçilir. Bu araçlarda başarılı
uygulamalar vardır, dolayısıyla kıyaslama yoluyla (ancak yine de bir
uzman yardımiyle) uygulamaya almak mümkündür.
"Tutum", teknik ve mekanik değildir, doğru
uygulama için düşünceyi hazım ve inanç gereklidir. Dikkat
ederseniz "Açık Kapı Politikası"nı, platform sağlamak için
araçların arasında saymadım. Geniş anlamda "Açık Kapı
Politikası", bir tutum unsurudur. Burada bahsi geçen "Kapı"nın
ofisinizin kapısı olduğunu düşünmenin (ve hatta ofisinizin açık
kapısını bunu hakkıyla yaptığınızın gerek ve yeter kanıtı
olarak göstermenin) konuya gerektiğinden daha mekanik ve eksik bir
yaklaşın olduğuna inanıyorum. Çalışanlarınızın gözünün içine
bakmak, vakit ayırmak, anlattıklarını dinlemek, anlayış göstermek,
kendi dertlerinizi paylaşmak, beraber gülebilmektir "Açık Kapı
Politikası". Biraz daha temele inecek olursak çalışanımıza
selam verebilmek, teşekkür edebilmek ve özür dileyebilmektir.
Temelde son derece basit şeyler, ancak acaba hangi birimiz hakkını
verdiğimizi iddia edebiliriz?
Cevap Vermek:
Bir zamanlar (??) iletişim, yönetimin mesajlarını
iletmesi kapsamında ele alınırdı. Sonradan çalışanlarımızın da
fikirleri olduğunu ve fikirleri sorulduğu zaman motive olduklarını
ve daha verimli olduklarını fark eden biz akıllı yöneticiler çalışanlarımıza
fikirlerini sormaya başladık. Böylece iletişim iki yönlü olmaya başladı.
Çalışanlarımız ne düşünüyor, ne fikirleri var, bunları
toplayacak platformlar yarattık, kayıtlar tuttuk, istatistikler yaptık.
Yöneticiler olarak bundan sonraki adımı idrak etmemizin uzun vadeli
iletişim için gerek şart olduğunu düşünüyorum:
Nasıl ki yönetim verdiği mesaja bir reaksiyon, bir
cevap bekliyorsa çalışan da verdiği bir mesaja bir reaksiyon, bir
cevap bekler. Bu son derece basit gerçeği yöneticiler olarak bizlerin
anlaması ve içine sindirmesi gerekir. Cevap alamayan çalışanın bir
süre sonra yönetimden gelen mesajlara cevap vermemesini yadırgamızın
doğru olmadığını düşünüyorum. "Kardeşim bizimkilere anlatıyoruz,
anlatıyoruz, tık yok " diyorsak, çalışanımızı eleştirmeden
önce yönetici olarak bizim konuya yaklaşımımızı incelememizi öneririm.
(Executive Excellence Nisan 1999 yayınlandı.)