TURGUTLAMA

Önceki Geri Sonraki

7

İsim Annesi: Renan Uzer
Ön Kapak Foto: Turgut Uzer
Arka Kapak Foto: Zeki Berk
Asistan: Filiz Taşdemir
Kapak Tasarım: Osman Uraslı

7

Belirsizlik, insanoğlu'nun taşıyamadığı duygulardan biri. İnsanoğlu olayların "kontrol altında" (under control) olduğunu düşündüğü durumlarda daha rahat ediyor. Kontrolu elinde tutanı ve o tutanın niyetini tasvib etmeyebiliyor, ama yine de "kontrol altında" olmasından rahatlık duyuyor. Onun için de bütün olayların "kontrol altında" olduğuna inanmaya çok meyilli oluyor.?

Yukarıda ifade etmeye çalıştığım çok basit görüşün uzantılarını yaşamımızın her safhasında görmek mümkün diye düşünüyorum. Bebekliğimizde ve çocukluğumuzun büyük bölümünde etrafımızda olan ve olmayan her şeyin ebeveynlerimizin kontrolunda olduğuna inanırız ve öyle olduğunu düşünerek rahat ederiz. Ebeveynlerimiz'in etrafımızda olan ve olmayan her şeyi kontrol etmediklerini anladığımız andan itibaren ise, "madem onlar kontrol etmiyorlar, kontrol eden başkaları vardır" diye düşünüp her bir şey'in kontrol'unu birilerine hayali olarak "ihale" ediveriyoruz oluyor bitiyor. Tahsilimiz boyunca da "kontrol altında olmayan" bir durumu kabullenemiyoruz. Ya durumu ebeveynimiz kontrol ediyordur ya öğretmenimiz kontrol ediyordur ya mahalledeki abilerimiz, ablalarımız kontrol ediyordur ya da devlet büyüklerimiz. Bir de her şeyi ve hepsini birden hem yaratan hem de kontrol altında tutan "Tanrı"mız var hepimizin kendimize göre.

Profesyonel hayatımızda da aynı konu'nun uzantılarını görmek mümkün bence. Diyelim bir fabrikadaki üretim hattında çalışan bir işçi, iş yerindeki olan ve olmayanların tamamının formen'inin kontrolunda bilir. Bir mühendis olayların tamamının bölüm müdürü'nün kontrol'unda olduğunu düşünür, müdürler de Genel Müdür'ün kontrolu altında olduğunu düşünür. Burada çok önemli olduğunu düşündüğüm bir ayrıntı var: aslında organizasyonel yapı'nın içindeki herkes, her şey'in kontrol altında olmadığını, olamayacağını bilir, en azından hisseder, ancak bu belirsizlikle yüzleşmek istemez, "benim kontrolumda değilse, amirimin kontrolundadır" diye bir düşünceye kendini inandırır ve rahat eder.

Küreselleşme hız kazanmadan önce birey'in devlet'e bakış açısı da farklı değildi. Olayların tamamının kendi kontrolunda olmadığını algılayan birey, "O halde devlet olayların tamamının kontrolunu elinde tutuyordur" deyip içini rahat ettiriyordu. Küreselleşmenin hızlanması, Sovyet bloğunun çökmesi neticesinde birey, daha önce devlete biçtiği, "her şeyi kontrol eden" rolünü, artık "Amerikalılar"a vermeye başladı. Burada "çok şey" ile "her şey" arasındaki farka dikkat çekmek istiyorum.

Görüşüm şöyle: insanların işin içinde olduğu küçük olsun büyük olsun hiçbir toplumsal olayda / oluşumda / süreçte, "her şeyi kontrolunu elinde tutan(tutabilen) kimse veya grup" yoktur. İlerlenen yön ve hız (rota)'ı belirleyen, işin içindeki aktörlerin tamamının bireysel olarak çekiştirdikleri yön ve kuvvetlerin dinamik bileşkesidir. Dolayısıyla insanların bulaştığı hiç bir şey aslında "tamamen kontrol altında" değildir.

Yukarıda özetlediğim görüş, bir aile için de geçerlidir, küçük bir işyeri için de geçerlidir, büyük bir şirketin bölümleri için de, şirket'in kendisi için de geçerlidir. Şirketin faaliyet gösterdiği sektör için de geçerlidir, sektörlereden oluşan ana sanayi dalı için de geçerlidir vs. Bahsettiğimiz yapı büyüdükçe "kontrol altında olan bölge" küçülür.

Dünya ölçeklerine göre küçük olan bir şirket'i ele alalım. Diyelim ki bu şirket "elinizde". Şirket'in vizyonunu, misyonunu, paydaşlarının beklentilerini vs değerlendiriyorsunuz ve bir adım atıyorsunuz. Diyelim fiyatlandırma politikanızda bir değişiklik yapıyorsunuz, veya ürün yelpazenizde bir değişiklik yapıyorsunuz, veya endüstriyel ilişkilerde yeni bir uygulamaya geçiyorsunuz veya üretim sürecinizde bir değişiklik yapıyorsunuz veya tedarikçileriniz ile ilgili bir adım atıyorsunuz, herneyse. Sizin bu hamleyi yaptığınız sıralar rakipleriniz, sizden haberli veya habersiz olarak başka hamleler yapmakla meşguller. Ayrıca yaptığınız hamle, şirket dinamikleri içinde, tasarlanması ile uygulamaya geçmesi arasında kontrollu veya kontrolsuz olarak değişikliklere tabi oluyor ve "sahaya çıktığı hali", "ilk tasarımdaki hali"nden pekala da farklı olabiliyor. Daha da ayrıca sizin bu hamle ile hedeflediğiniz kitle (müşteri diyelim) üzerindeki etki veya algılama, sizin baştan tasarladığınız/düşündüğünüz etkiden çok farklı olabiliyor. Siz "Hanya" diyorsunuz, anlaşılan "Konya" olabiliyor. Şimdi siz bu duruma "tamamen kontrol altında " diyebilir misiniz?? "Yönetimde böyle şeyler olmaz" diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Yönetimde böyle şeyler işin "rutin"idir. İyi (etkili) yönetimde "kontrol altında olan saha" daha büyüktür, kötü (etkisiz) yönetimde daha küçüktür, ancak hiçbir durumda "her şey kontrol altında" değildir.

Bir şirket ile örneklemeye çalıştığım durum daha büyük, daha karmaşık yapılarda daha da kontrol dışıdır.

Gelmek istediğim nokta şu: "Devlet" diye tanımladığımız karmaşık yapıda olaylar aslında hiç kimsenin, hiçbir grubun tamamen kontrolunda değildir. Kimisi kendi kontrol ediyor zanneder, kimisi de "birileri" kontrol ediyor zanneder. Devlet, Isaac Asimov'un hikayelerindeki robotlar gibi, insan tarafından yaratılmış, ancak karmaşıklığı nedeniyle kontrolunun tamamı artık mümkün olamayan bir yapıdır.

Şimdi, konuyu bir üst düzeye daha taşır da "Devletlerarası ilişkiler" dediniz mi kendi içinde kontrollarının tamamının mümkün olmayan yapıların birbiri ile ilişkilerindeki kontrol'dan bahsediyoruz. İşin içindeki aktörlerin devletlerarası ilişkilere etki yapması, ve kimi aktörün etkisinin başka aktörlerin etkilerinden çok veya az olması olağandır, ancak birilerinin bir odada oturup "Atılgan"ı yönetiyormuş gibi "Scotty, ışınla", "Bay Spock, yörüngeye girelim", "Uhura, görüntüyü ekrana ver" şeklinde dünya olaylarını yönetiyor olduklarını düşünmeyi, ancak olsa olsa insanoğlu'nun belirsizliği taşıyamamasının neticesi olarak görüyorum.

 

 

TURGUTLAMA

Önceki Geri Sonraki