|

1960'lı yıllarda babam, kendi çocukluğundaki
ilk foto makinasını bana vermişti. Kelimenin tam anlamıyla bir
kara kutu idi. Çektiğim ilk fotoğraflar olan Dolmabahçe sarayı girişi
ve Topkapı civarındaki surların hakikaten "çıkmış"
olmasına çok hayret ettiğimi ve o fotolara hayran kaldığımı hatırlıyorum.
1970'li yıllarda ise gerek foto makinalarım gerekse çektiğim fotolar biraz
daha eline yüzüne bakılır hale geldi, kendime bir de agrandizör
edindim, uzun bir süre haftada bir akşamımı fotograf basımına ayırdım.
O sıralar insan portreleri çekiyordum. Zamanla, belki de renkli
fotonun pratik hale gelmesi ile önce foto basımını bıraktım, daha
sonraları da foto çekimini toptan olarak bıraktım.
2002 yılında Web ağam Zeki Berk'in teşvikiyle
dijital foto'ya merak sardım, magic...

|