
Sakıp bey'e veda törenlerinde İzmit Kentsa'da
yapılanlarda "evsahibi" rolüm vardı.
Dolayısıyla protokoldeydim.
Protokolü sevmiyorum. "Sevmiyorum" deyip de sevenlerden
de değilim. "Sevmiyorum", ve sevmiyorum. Ama görev üstlenmem gerektiği
vakit üstleniyorum, başka çare yok.
"Protokol" denen şeyle toplumun gönül ilişkisi
dağılımını değerlendirecek olursam, yaklaşık şöyle bir tablo çıkıyor:
Bu dağılımın "çan"ının yamukluğu nedeniyledir ki bizim
memleketimizde protokol kavgası çok çıkar, bu kavgalar bazen medyaya da
yansır.
Protokoller, özellikle "ayakta durmalı" olduğu
durumlarda "önden doldurmalı" çalışır. Kendini protokol belleyen kimse,
protokole "frontal" yaklaşır, protokol bellediklerinin elini sıkar, ve
protokolün bittiğini yorumladığı, merkeze en yakın noktadan, en ön sıraya,
bir omuz atarak duhul olur. Eğer omuzladıkları birinci gruptaysa
suratlarda ızdırap dolu bir gülümseme gayreti ile bir miktar itişme
kakışma olur, nadiren de tartışma, kavga çıkar. Omuzlanan birinci gruptan
değil de diğer gruplardan ise sorun çıkmaz. Eklediğim foto dünkü(13/04)
radikal gazetesinde çıktı. Kentsa'daki törende bencileyini, "protokol
tarafından iteklenmiş protokol" rolünde, kolordu komutanının omuzunun
hemen arkasında görüyosunuz.
Sabancı Center'deki töreni televizyondan izledim.
Törenin başında mikrofonun hemen arkasında duran, ki daha sonra aynı yerde
Sefa Sirmen belirdi ve bütün tören boyunca o noktayı "korudu", güneş
gözlüklü bir bey vardı. Aynı bey, daha sonra, cenazenin önünde, Sakıp
bey'in resmini taşıdı. O bey, Sakıp bey'in bildim bileli özel kalem
müdürlüğünü yapan Ali Haydar bey'dir. Ali Haydar bey, kelimenin tam
anlamıyla Sakıp bey'in bir parçası gibiydi. Sakıp bey'in yakın aile
fertlerinden bile daha çok, Ali Haydar bey ile teması olmuş olduğunu
zannediyorum. Törende Sakıp bey'in resmini taşıma rolü Ali Haydar bey'e
yakışmıştı, hatta bana kalırsa törende rolü kendisine en çok yakışan
kimse, Ali Haydar bey idi. Neyse ki kimse en azından bu rolü adamın
elinden almaya kalkmadı. Ali Haydar bey'in yaşamının bundan sonrasında çok
büyük bir boşluk hissedeceğini düşünüyorum, tanrı yardımcısı olsun.
Televizyon kanallarında ikide bir tekrarlanan bir
bilgiyi de, en azından bu gruba, düzelteyim: Sabancı Holding en üst düzey
yönetiminin ilk defa aile dışından bir profesyonel tarafından yürütülüyor
olduğu bilgisi, en azından, yanlıştır. Turgut Özal ve Oğuz Karahan "Genel
Koordinatör" ünvanıyla, Hasan Güleşçi önceleri "Genel Koordinatör", daha
sonraları "CEO" ünvanıyla, Hazım Kantarcı "CEO" ünvanıyla Sabancı
Holding'in en üst düzey yöneticilik görevini daha önceleri yürüttüler, ve
hiç biri Sabancı ailesi mensubu değildi, yani hepsi de safi profesyonel
idi.