...daha
TURGUTLAMA

 
 

              

Önceki Geri Sonraki

-17-

Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı??

Okumayı denediğim kitapların bir bölümü zaaarif eşim ve anası(yani sevgili kayınvalideciğim) çiftli eleme sisteminden gelir. Sevgili kayınvalideciğim çok kitap okur, her okuduğunu da sonuna kadar okur, ve ayrıca okumuş olduğu kitap hakkında zengin bir görüş de oluşturur. "Şu yönden beğendim çünkü şöyle şöyle, şurasını beğenmedim çünkü böyle böyle" dediği için insan kendisine göre bir çıkarımda bulunabiliyor. Zaaarif eşim de epey kitap okur, ve o da gerekçeli ve detaylı bir görüş oluşturur.

Deniz Kavukçuoğlu'nun yazmış olduğu "Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı ?" kitabı yukarıda bahsettiğim çiftli eleme sisteminden başarıyla geçip hararetle bana önerildi.

Yazar 1943 Istanbul doğumlu, çeşitli dergi ve gazetelerde yazıyormuş, çocukluk ve gençlik yılları Istanbul ve Almanya'da geçmiş. 1993'de Istanbul'a dönmüş, 1996'dan beri Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarıymış, "Karl Marks'dan Günümüze Almanya'da Sosyal Demokrasi/Sosyal Demokraside Temel Eğilimler" adlı bir kuramsal araştırması ve "Deniz Bitti" adlı bir deneme kitabı varmış. "Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı ?" yı okumadan önce yazarın hiç bir yazısını, kitabını okumadım, kendisini de tanımıyorum.

"Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı ?" yazarın çocukluk ve gençlik yıllarını konu alan bir anı kitabı. Istanbul'da ve Almanya'da yaşamış olduğu yerlerin detaylı anlatımlarının yanısıra tanıştığı insanlarla ilişkileri üzerinden kültürel farklılıklar, arkadaşlık, güven, cinsellik konularında tecrübelerini, gözlemlerini, görüşlerini, "hayat öğrenimini", bana son derece samimi gelen bir tarzda anlatmış Deniz Kavukçuoğlu.

Zaaarif eşim "Mutlaka okumalısın, okuyunca neden böyle dediğimi anlarsın" demesinin nedenini daha kitabın hemen başında anladım: Yazarın anlattıkları ile benim çocukluk ve gençlik yılları hatıralarım birbirine çok benziyor. Deniz bey, benim yaşadıklarımın benzerlerini, benden beş-on sene önce yaşamış.

Aile çevresinden merakla "dışarı"ya uzanışı, Türkiye'de çeşitli kültürlerle tanışması ve bocalamasından sonra Almanya'da birkaç cephede birden yaşadığı "kültür şoku", Türkiye'ye dönüşündeki "kültür şoku", hep yenilikler yaşamak istemesi, her ilişkiden birşeyler öğrenmeye çalışması, cinselliğe hevesli ve kooperatif yaklaşımı, her bir yönüyle büyük paralellikler buldum kendimle, olsa olsa Deniz bey (anlattıkları kadarıyla) benden biraz daha efendiymiş, veya başka bir deyişle biraz daha az serseriymiş..

Ben kitabı çok beğenerek okudum, erkeklerin ne kadar büyük bir bölümünün tecrübe ve düşüncelerini yansıttığı konusunda genelleme yapmak aslında bana düşmez ama bana kalırsa erkek çocuk yetiştiren, veya "karşı cins" hakkında bilgi edinmek isteyen özellikle bayanların okumasında fayda var.

Şimdi ise bana çok ilginç gelip mümkünse biraz daha geniş bir ortamda sorgulamak/tartışmak istediğim bir bölüm:

Bildiğim bir"kitap okuma grubu" var. Tamamı bayan. Okunacak kitaba karar veriyorlar, kitabın büyüklüğüne göre iki veya üç haftada kitabı okuyorlar, sonra biraraya geliyorlar ve kitabı tartışıyorlar.

"Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı ?" bu grup tarafından okundu, yapılan yorumlara bence çok ilginç. Ezici bir çoğunluk yazarın çizdiği portreyi "düşüncesiz, sorumsuz, aklı kafasında değil başka yerinde, cinselliğe kafayı takmış, muhakemesiyle değil yoklaya yoklaya, hata yapa yapa hayatı yaşayan, çekilmez biri" diye tanımlayınca bu konuyu biraz daha büyük bir toplulukta tartışmayı denemeye karar verdim.

Deniz bey benim değerlendirmeme göre akıllı, iyi bir aile terbiyesi görmüş, "hayatı okumak" için gayret sarfetmiş, içgüdülerini takib etmiş ama belli bir sağduyuyu da gözardı etmemiş ve başarılı da olmuş biri. Şu andaki toplumdaki yeri de sanki çocukluk ve gençlik yıllarında doğru seçimleri yapmış olduğunu, an azından çok yanlış seçimler yapmamış olduğunu gösteriyor gibi. Kitabını eşine adadığına göre "ailevi" kavramlardan şu an itibariyle de uzak değil. Bahsettiğim okuma grubu tarafından en fazla tenkid gören yanı, yani cinselliğe olan yaklaşımı ise bence son derece "normal".

Okuma grubunun, benim kitaplarımı da okumuş bir üyesi "adamın yazdıkları Turgut'un yazdıklarına çok benziyor" demiş. Doğru, bence de benziyor, ancak benim anlattıklarımda da, Deniz beyin anlattıklarında da bence hiç bir anormallik yok.

Okuma grubu acaba toplumun hangi kesiminin ne kadarını temsil ediyor?

Eğer elle tutulur bir kesimi temsil ediyor ise (benim erkekleri tanıdığım varsayımıyla) ciddi bir "yabancılık" söz konusu. Eğer öyleyse son derece ilginç.

Deniz bey'in çizdiği portre eğer "çekilmez derecede anormal" bulunabiliyorsa benim çoktan müşahede altına alınmam gerekirdi.

"Alageyik Sokağı Bir Liman Mıydı ?" kitabında anlatılan tipteki konuları "ifade edenlerin" az olması neticesi midir acaba anlatılanların "anormal" sınıfında değerlendirilmesi ?


 

Önceki Geri Sonraki