Hafta sonu olan oldu. Renan komutan Cumartesi zabahı
ilk matineye yeni Camis abi filmine ailecenek gitmemize karar vermiş,
tabii ki gittik. Filimle ilgili birkaç not:
Camis abi filimleri giderek daha "yalap-şap" şeklinde
çekiliyor, film olarak giderek daha sıradanlaşıyor. Film bana "zayıf"
geldi.
Çok çok çok gürültülü bir film. Çıktığımızda
kulaklarımız uğulduyordu. "İkinci anlamlı terimlerle süsleme" konusunda
halen Camis abi'nin filmleri çok başarılı. ("Casablanca" filmi, amerikan
ingilizcesine en çok "terim kazandıran" filmmiş, Camis abimin filmleri de
en fazla "ikinci anlamlı terim" kullanılan filmler olsa gerek).
Taze Oscar'lı hanımkızımız'ın belinde pıçağı ilen
denizden çıkış sahnesi Ursula Andres'in Dr.No'daki denizden çıkış
sahnesine benzemesine benziyor ama taze Oscarlı hanımkızımızın "gelişmiş
ciğerleri" ve yürüyüşündeki tehlikeli kalça devinimlerine rağmen bence
Ursula aplamın denizden çıkışı daha etkileyiciydi. (Açıklama: Kalça
devinimlerinin tehlikesi uygulayanın kendisine, o kadar aşırı bir
displacement ile bana kalırsa kalça kemiğinin omurgadan ayrılma veya
kırılma riski var.)
Gen transplantasyonu yoluyla elmas zengini bir "batılı"
kılığına giren Korelinin, filmin sonlarına doğru kıymetini bilmeyen
babasını karşılıklı sarılışırken elektrik marifetiylen "çarpması", aynı
zamanda da boğması sırasında fon'da "Gladiator" filminin müziğinin
çalmasına pek bir güldüm.("Gladiator" filminde aynı sahnenin elektriksizi
var, malum o sırada elektrik daha icad edilmemişti.)
Filmin çıkışında bizim mahdumlara görüşlerini sordum:
Kerem(14 yaşında): "Çok saçmaydı ama çok güldüm"
Murat (9 yaşında) : "Hiç bir şey anlamadım ve çok
gürültülü, ama güzel..."
(...whatever this means)