Çarşamba günü Belçika'da geç saatlere kadar sürecek bir
toplantım, peşine de perşembe günü öğlendensonra İstanbul'da başka bir
toplantım olunca, benim "standart" Brüksel-istanbul yolculuğum olan,
Brüksel'den 12:30-13:00 gibi kalkıp İstanbul'a 17-17:30 gibi gelen THY
direk uçuşu yerine, Brüksel'den zabahın köründe, yani 07:05 de kalkıp
Frankfurt'a, oradan da 09:10 da kalkıp Istanbul'a 12:50'de gelen LH
uçuşunu tercih edeyim dedim.
Plana uygun olarak perşembe sabahı saat 05:00 de yola
düşerek Brüksel'den kalkacak uçak için kendimi hava alanına attım. Attım
ama havanın soğukluğu nedeniyle uçağın flapleri donmuş olduğundan ancak 1
saat gecikmeyle kalkabildik. Frankfurt'a bir saat gecikmeyle varınca LH
Frankfurt-Istanbul bağlantısını kaçırdım. Üstelik kaçırdığımı anlamak için
A39 kapısından B50 kapısına kadar, ayağımda sıkan pabuçlar, elimde paltom,
çantam, ceketim, cılk gibi terlemiş vaziyette koşturmam gerekti. Frankfurt
havalimanında bahsettiğim mesafe 1 km'den fazla. LH kaçırdığım uçak yerine
elime 13:30 da kalkıp Istanbul'a 17-17:30 gibi varacak bir sonraki
İstanbul uçağı için bir bilet verdi. Halbuki ben öğlendensonra
Istanbuldaki toplantıya yetişmem gerekli.
Frankfurt havaalanındaki THY ofisine gittim, sabah
11:30 gibi kalkacak bir İstanbul uçağı varmış, LH bileti ile THY biletini
değiştireyim dedim, THY kabul etmedi, döndüm LH ofisine gittim, onlar da
kabul bileti geri almadı, dolayısıyla takas olabilemedi, bu sefer LH
biletini yaktım, bir servet karşılığında tek yönlü bir THY bileti satın
aldım, koştura koştura, bu sefer terminalin taa öbür ucundaki uçuş
kapısına gittim. Bütün bu hareketler sırasında birkaç defa Schengen
ülkeleri pasaport kontrolundan geçtim, ilk iki geçişimde pasaportuma damga
vurdular, daha sonraki geçişlerimde beni artık tanıdıklarından damga
vurmadılar.
Frankfurt'tan kalkacak THY uçağı "kargo yüklemesi"
nedeniyle bir türlü kalkamadı, kalkışımız saat 13'ü geçerek ancak
olabildi.
(Uçakta kırmızı şarap ile levrek yemeğe niyetlendim,
kırmızı şarap yüklemeyi unutmuşlar(!!), ne yapalım, Chardonnay beyaz şarap
ile balık yerim, en azından şarap rengi ile yemek uyar dedim, Chardonnay'i
yarılamıştım ki, "balık kalmamış" dediler, kuzu pirzola yedim, yemek ile
şarap rengi yine tutmadı, Dün "benim günüm" değildi.)
Istanbul'a indik , saat 17:15'de terminal binasına
girdim. Başıma gelecek felaketi tahmin ettiğimden aceleyle terminal
binasından çıkmaya gayret ettim. Olmadı, birkaç dakika sonra Brüksel'den
öğlen kalkmış olan THY uçağının İstanbul'a indiğini anons ettiler, sinir
oldum. İkinci felaket de gecikmedi. Daha ben terminal binasını terk
edememişken Frankfurt'tan kalkmış olan LH uçağı da Atatürk Havalimanına
vardı. Aklımı seveyim.
Üstelik akıllanma ihtimalim de yok. Haftaya ABD'deyim.
İnce ince uçuş ve kara nakil programlarını ucu ucuna yaptım, gelişen
durumlara göre planlarda değişiklikler yaparak geziyi gerçekleştirmeyi
düşünüyorum.