...daha
TURGUTLAMA

 
 

              

Önceki Geri Sonraki

-12-

Der Bombenkrieg

Geçen hafta Avusturya'nın "Sat-1" TV kanalında "Der Bombenkrieg" bomba savaşı) isimli bir belgesel izledim. İkinci dünya harbinde Almanların ("Nazi"lerin değil, "Almanlar"ın. Polonya'yı işgal ederek ikinci dünya harbini başlatanlar Alman'lardır. Nazi'ler, Alman'ların seçim ile başa getirdiği bir partidir. Bir parti, bir ülkeyi işgal edebilemez, Polonya'yı işgal edenler Alman'lardır, Nazi'ler değil.) "ne kadar kısa zamanda ne kadar çok sivil öldürürsek halk'ın maneviyatı o kadar çabuk ve derin olarak çöker, oluşan olumsuz kamuoyu hükümete yansır, hükümet teslim olur" argümanı ile Londra'ya ağır hava bombardumanları ile saldırdıklarını, müttefiklerin ise buna aynı argümana dayanarak aynı şekilde cevap verdiklerini anlatıyordu.

Ancak şu farkla ki müttefiklerin Alman şehirlerini bombardumanları çok daha ağır olmuş. İlk bombalanan Alman büyük şehri Köln'e hava saldırısında yaklaşık 1000 (!!!) adet uçak kullanılmış. Bu hava saldırısında Köln'ün meşhur kilisesi "Dom"u bombalamamaya özen göstermişler ve bunda da başarılı olmuşlar. Dom'daki tek hasar iki kulesinden birinin haç'ı isabet almış olmasıydı, (ki bu hasarlı haç ben Almanyadayken(1960'lar) halen onarılmamıştı,) ancak onun haricinde isabet almayan bina Köln'de yok denecek kadar azmış. Köln, bir gece içinde Dom haricinde kelimenin tam anlamıyla yerle bir olmuş. Belgeselde görüş bildiren hem Alman, hem de İngliz askeri uzmanlar, Almanya'nın savaşı kaybedeceğinin Köln bombardumanı ile "teknik" olarak ayan beyan belli olmuş olduğunu, ancak bu "teknik" doğru'yu Hitler'e söylemeye cesaret eden askerlerin derhal görevden uzaklaştırıldığından bahsedilidi.

Bombalama yöntemi olarak da müttefikler şöyle yapıyorlarmış: Önce normal bombalarla büyük miktarda yıkım yapılıyormuş, bu yıkım sırasında da küçük yangınlar çıkıyormuş. Daha sonra yarı yıkılmış şehrin üzerine binlerce fosfor bombası atılıyormuş. Çok parlayıcı olan fosfor küçük yangınların hepsini büyük yangınlar haline getiriyormuş ve bir süre sonra şehrin tamamı ateş topu haline geliyormuş. Kadın, adam, çoluk çocuk, yaşlısı, genci, kedisi köpeği, faresi böceği karıncası marıncası her ne varsa yanıp kül oluyormuş.

Bu son derece başarılı(!!) bombalama yöntemini müttefikler Almanyanın bütün büyük şehirlerine uygulamışlar. Sonuçta Almanların büyük şehirlerinde bu bombardumanlarla öldürülen sivil sayısı, daha sonra Hiroşima ve Nagazaki'de atom bombaları ile öldürülen sivil sayısından çok büyük rakamlara ulaşmış. En son bombalanan büyük şehir Almanyanın tarih hazinesi Dresden olmuş. Dresden bombalanma zamanı harbin resmen olmasa da fiilen bitmiş olduğu dönemmiş. İki tarafın uzmanları da Dresden bombalanmasının harbin sonuç ve zamanlamasına herhangi bir etkisi olmadığında hemfikir olduklarını beyan ettiler belgeselde. Yani teknik olarak tamamen gereksiz bir "işlem"miş Dresden'in bombalanması. Bir gece içinde bir tarih hazinesi yerle bir olmuş, ha bir de yanlış not almadıysam 50,000 kadar insan ölmüş Dresden'de o gece...

60 sene öncesinin olaylarından günümüz ortamına fiyakalı bir bağlantı paragrafı yazmaya teşebbüs etmeyeceğim.

Söylemim "o bunu yapmış, o suçluydu, bu kendini savundu, öbürü de şunu yapmasaydı" falan değil.

Belgeseli izlerken içim karardı...

 

Önceki Geri Sonraki