Hem de ne donanma. Birkaç gemiden oluşan bu donanmanın en nadide parçası,
ikinci dünya harbinde, belki de birinci dünya harbinde, hatta belki de taş
devrinde kullanılmış olan bir mayın tarama gemisi. Geminin görüntüsüne
ilgisiz kalmanız pek mümkün değil, karşısına geçiyorsunuz, bir şeye
benzetmek için bakıyorsunuz da bakıyorsunuz, başka hiç bir şeye
benzetemediğiniz için "olmayana ergi" metodolojisi ile geminin bir harp
gemisi olması gerektiğine karar veriyorsunuz. Kavramsal olarak talebe
olduğum dönemlerde Ankarada sıkcana görülen dolmuşlara benziyor, halen bu
dolmuşlar ortalarda mı bilmiyorum, kocamaan dolmuşlar vardı, her yeri
değiştirile değiştirile orijinal tasarımdaki tek bir marka araç olma
özelliğini yitirmiş, onun yerine "kupon" bir özellik kazanmış, diyelim
önden bakınca Dodge, arkadan bakınca Plymouth, yandan bakınca Chrysler'e
benzeyen, içine girince de Büyük Sanayi Çarşısı ve Yeni Sanayi Çarşısı'nın
bıyıklı ve sürekli sigara içen "usta"larının tasarımlarının bir
kombinasyonu ile karşılaştığınız dolmuşlar. İşte bu gemi, kavramsal olarak
o dolmuşların biraz büyüğü ve yüzeni görünümünde. Belçika donanmasının
medarı iftaharı.
1990’da ki körfez krizi sırasında Belçikalılar duruma müdahil olmaya
karar verdiler ve "coalition force"a aktif katılım yapmak üzere donanmanın
"flag ship"ini, yani yukarıda bahsettiğim gemiyi, körfez'e yolladılar.
Antwerp limanını askeri törenle terk eden gemiden bir süre haber
alınamadı. O günlerde körfez krizi harbe dönüştü, koalisyon kuvvetleri
Kuveyt'e girdi, oradan da Irak'ın içlerine devam etti. Körfezdeki gemiler
de hatırlayacağınız üzere füzeler atıyorlar falan, harp bütün hızıyla
devam ediyor. Aynı sıralar Belçika'daki en büyük merak konusu "bizim gemi
nerede, niye hala oraya varamadı??" idi. Sonunda anlaşıldı ki Belçika
donanmasının medarı iftaharı Antwerp limanını terk ettikten sonra Cebeli
Tarık boğazına varamadan arızalanmış ve demirlemiş kalmış. Gemiye ekipler
yollandı, uzun süren tamir çalışmaları neticesine gemi "yol alır" hale
getirildi, ancak o sırada körfez'deki harp de bitmiş olduğundan Antwerp
Limanına geri döndü. (Antwerp Limanındaki askeri tören yine güzeldi).
Böylelikle Belçikalılar, 1990’da ki Körfez krizi sırasında niyetlenmiş
olmalarına rağmen, harbe tarihin çizgisini değiştirecek müdaheleyi
yapamamış oldular.
Bu seferki körfez krizi için ise "flagship" bir yandan sefere hazır
tutuluyor, bir yandan da 1500 kişilik bir birlik, her çeşit kimyasal ve
biyolojik savaş'a donanımlı hale getirilmeye çalışılıyor, hazır
olduklarında dünyanın kaderini tayin etmek üzere hareket emri
bekliyecekler. Ancak yine bir sorun var: 1500 kişilik birlik için özel
elbiseler, filtreler, maskeler depolardan bir çıkarıldı ki ne görsünler:
elbiseler uygun olmayan şartlarda depolanmış olduğundan delik deşik,
filtreler çalışmıyor, maskeler ile elbiseler arasındaki borular kopuk
kopuk, tam bir rezalet. Belçika devleti duruma derhal müdahele ederek 1500
kişilik yeni takımlar sipariş etti, ancak Irak'taki durumun daha sonraki
olası gelişmeleri birçok ülkeyi tedirgin ettiğinden olacak sipariş
fazlalığı nedeniyle bekleme kuyruğu çok uzun, siparişin teslim süresi
konusunda imalatçı firma(bir ABD firması) yakın bir tarih veremiyor.
Belçikanın olaya müdahelesi, bu sefer de zor gözüküyor.
Ayrıca bir devlet yetkilisi de, geçen hafta "askerlerimiz savaşmaya
istekli değil, savaşmak istemiyorlar" dedi.
Görüyor musunuz tarihin cilvesini, dünya tarihi, Körfez'de ikinci
seferdir Belçika'nın kararlı ve güçlü etkisi olmadan oluşuyor....
Saddam Hüseyin'in etrafında bu kadar askeri yığınakla ne yapacağı
herkesin merak konusu, ancak Saddam Hüseyin'in merak konusunun ne olduğunu
dünya kamuoyu halen anlayamadı. Ben açıklıyorum: Saddam Hüseyin casusları
vasıtasıyla Antwerp limanındaki hareketleri izliyor, eğer Belçika
donanması limanı terk ederse havlu atacak...