
İlk kitabım, 1980'lerin başında
bekar olarak yaşadığım Kocaeli'nin Değirmendere'sinde
yazmış olduğum şiirlerin bir derlemesiydi. Bu
derlemeyi eşim Renan benden habersiz olarak geçen sene (1996) yapmış,
ismini "Erken Kırklar Derlemesi" koymuş ve tamamlanmış
kitabı bana hediye etmişti. Böylece ben de 'şair', daha
doğrusu 'şiir kitabı olan şair' sınıfına
dahil olmuştum.
Renan, "Erken Kırklar Derlemesi" için
hazırladığı arka kapakta bir de bana "şiirler
neden sustu?" diye soruyordu. Düşünceme göre şiirlerin
susmasının nedeni şiirlerin ana temaları olan yalnızlık,
kadın, ve içki'nin hayatımdaki rollerinin, ortadan kalkması
demeyeceğim ama, artık hakkında ve uğruna şiirler
yazılacak nitelikte olmadığı idi.
Ancak Renan'ın sorusu beni başka bir fikre
yöneltti: eski temalar kayıp gitti ama onların yerine yeni
temalar var beni etkileyen, neden onlar hakkında yazmayayım
dedim; ve yeniden şiir yazmaya başladım. Elinizdeki
kitaptaki şiirleri 1997 yılında yazdım.
Düz yazı zaten yazıyor idim. Neden yazıyordum
tam olarak bilemiyorum. Konuya akademik bir yorum getiremiyorum ama birşeyler
yazmak bana büyük bir moral veriyor. Peki neden hep şiir ya da
hep düz yazı yazmıyorum. Bunun izahatını şöyle
yapabiliyorum: ben ne esas şair ne de esas hikaye yazarı olmadığımdan
ikisini de eşit şekilde beceriyorum veya beceremiyorum. İkinci
izahatım ise şöyle: ben tamamen içkisizken şiir, az bişey
dahi olsa içkiliyken ise hikaye yazamıyorum. Her günün bazı
dönemlerinde içkili, bazı dönemlerinde ise içkisiz olduğumdan
ve ilham perisinin beni ziyaret saatlerini kontrol edemediğimden
hem şiir, hem de düz yazı yazıyorum. Renan ise bu durumu
şöyle izah ediyor: "Şiirlerin iç dünyanı, düz
yazıların ise dış dünyanı yansıtıyor."
diyor.
Neyse, sebebi her ne idiyse, sonuç olarak ben düz
yazı zaten yazıyordum, ve bu yazılardan bir 'seçme'yi de
şiirlerle birlikte yayınlamakta hiçbir sakınca görmedim.
"Şiirler ve düz yazılar bir arada olur mu?" demeyin,
gördüğünüz gibi "olur". Hatta bir adım daha da
ileri gittim, hepsi de bir veya birkaç sayfa kısalığında
olan hikayelerin sonuna bir de nisbeten uzun olan "Bir Aşk
Hikayesi"ni koydum. Hem de Renan'ın "bu kadar kısa
hikayelerin arkasından kimse bu uzun hikayeyi okumaz" uyarısına
rağmen.
Konu seçiminde kendimi hiç sınırlamadım.
Galiba kitapta şarkı sözü, fıkra, ve maç yorumu hariç
her tipten birşeyler var. Konu dağınıklığını
"baştansavmacılık" gibi görmemenizi temenni
ediyorum. Bu konuda "Sanatçının ilgi alanlarının
dağınıklığının kitaba özgün yansıyışı"
tarzında bir yorum yaparsanız daha memnun olurum.
"Dost Raflara" ismini Renan buldu,
kapaktaki resimi(?) bilgisayarımı kullanarak ben yaptım.
Eğer bu kitabı okursanız ve okurken
benim yazarken aldığım tadın benzeri birşey
duyarsanız, ve hatta kitabı "bir gün belki tekrar okurum"
diyerekten kütüphanenizin bir rafına layık görürseniz ben
amacıma ulaştım demektir.
"Erken Kırklar Derlemesi" sonrasında
beni yeniden yazmam konusunda yüreklendirenlere, "sanat danışmanım"
Renan Uzer'e, baştan sona kitabın hazırlanmasında
yardımcı olan Filiz Taşdemir'e teşekkür ediyorum.
Turgut Uzer
08/97