www.turgutuzer.com

Güncel Yazılar

 geri dön  

Yazılar içinde ara

Güncel Yazılar

" Kısa Menzilli Turizm(KMT): Istanbul Arkeoloji Müzesi, Beyoğlu, Galata, Eminönü"
15 Aralık 2008 Pazartesi 

Istanbul Arkeoloji Müzesi ile ilgili daha önce de yazmıştım, bir kısmı tekrar olabilir, daha önceleri yazmış olduklarımı sular seller gibi ezberlemiş olup da bunu da okuyanlar varsa, kusura bakmasınlar lütfen.

Istanbul Arkeoloji Müzesi, Sultanahmet yakınında. Eser zenginliği bakımından, dünyanın ilk beş müzesi içinde kabul ediliyor. Bu kadar zengin bir müzenin tanınması ve tanıtılmasınde epey gidecek yol var gibi geliyor bana.

Bu hafta ziyeret ettiğimizde Truva bölümlerinin de açılmış olduğunu gördük. Müzenin Truva bölümleri ile birlikte, Anadolu Medeniyetleri ile ilgili bölümleri seneler boyu ziyarete kapalıydı. Kapalı olmasının sebebi de, müze güvenliği personeli kadrosunun yetersizliği idi. Bunu ilk duyduğumda, görmüş geçirmiş tecrübeli bir Türk vatandaşı olarak, bana bile garip gelmişti. Dünyanın ilk beşinde kabul edilen tarihi ve kültürel zenginliği güvenlik personeli kadrosu yetersizliği nedeniyle ziyarete açamamak.

Bu haftaki ziyaretimizde güvenlik personeli eksikliği yoktu. Dünyanın dört köşesinde müze gezmeye meraklı biri olarak, güvenlik personeli sayısı bana bu sefer diğer yöne abartılmış gibi geldi ama, haddimi aşarak bir değerlendirme yapmış olmayayım, "güvenlik personeli eksikliği yoktu" diye sağlam bir gözlem yapmış olmakla yetineyim.

Müzedeki heykeller ve lahitleri anlatmaya kalkmayayım. Çok zengin.

İki ülke arasındaki tarihin yazılı ilk anlaşmasının bu müzede olduğu pek yaygın olarak bilinmiyor gibi bir izlenimim var: MÖ 1269 yılında Hititliler ve Mısırlılar arasında yapılmış bulunan Kadeş anlaşmasının üç nüshasının iki tanesi İstanbul  Arkeoloji Müzesinde. Bu nüshaların biri sergileniyor. Ama ne sergileme. Kadeş anlaşmasının nerede sergilendiğini bilmezseniz müzeyi defalarca ziyaret edip farkına varmadan gidebilirsiniz.

Müzenin tanıtımında kendi başına bile çok önemli rol biçilebilecek canım Kadeş anlaşması, Garanti Bankası desteği ile yaptırılan bölümün bir köşesinin köşesinde ööle duruyor.

Müzeyi gezecek olursanız, Osman Hamdi ile ilgili bölümü de ziyaret etmenizi öneririm. Osman Hamdi, içlerinde "Kaplumbağa Terbiyecisi"nin de olduğu birçok tablosu olan meşhur Türk ressamı. Aynı zamanda da ilk büyük Türk arkeoloğu. Müzedeki birçok eserin kazandırılmasını sağlamış. Müzenin de kurucusu.

Müzede sergilenen "Iskender Lahiti", ki ismini İskender'in lahiti olmasından değil, dışına işlenen heykellerin İskender ve savaşçılarına ait omasından alır, dönemin Padişahı tarafından iadeyi hediye olarak Fransa Kralına yollanmaya niyetlenilmiş. Padişah niyetini açtığında Osman Hamdi , "Tabii Padişahım, tabii ki yollarsınız, ben şuracığa uzanıvereyim, siz de lahiti üzerimden yuvarlayın ve yollayın" demiş de bu sayede  bu harika İstanbul'da kalmış.

Müze gezisi çıkışında geleneksel Selim Usta Köftesisi ziyaretimizi yaptık. Selim Usta Köftecisi Sultanahmet'te, Meşhur Sultanahmet Köftesinin orijinal yeri. Üzerinde "Sultanahmet Köftecisi" yazan taklitleriyle karıştırılmaması önerilir.

Selim Ustan Köftecisinin menüsü pek zengindir: Köfte, piyaz, irmik helvası. Eğer doymazsanız biraz daha köfte, piyaz,  irmik helvası. Son zamanlarda menüyü daha da zenginleştirdiler: piyaz sevmeyene yeşil salata verebiliyorlar.

Solumuzdaki masadan bir hanım "baklava var mı?" deyince duruma müdahele edecektim ki Renan bana engel oldu. Beş dakika sonra bu sefer sağımızdaki bir masadan bir adam "çoban salatası var mı?" demesin mi? Yine Renan tarafından yatıştırılmam gerekti.

Bu hafta yaptığımız ikinci KMT rotası ise  Beyoğlu, Galata,  Eminönü idi.

Beyoğlu yürüyüşü bize hep ilginç gelmiştir. Her alış veriş mekanının hızla birbirine benzemeye devam ettiği bu devirde Beyoğlu halen kendine özgü olmayı bir şekilde başarıyor, en azından şimdilik. Ya da bize öyle geliyor.

Çiçek Pasajının dekorasyonu yenilenmiş, çok güzel olmuş.

Çiçek Pasajının Çiçek Pazarına birleştiği kapıdan önceki sağdaki son lokantada, ki tabelasında öyle yazmaz ama meşhur Entellektüel Cavit!in yeri burasıdır, Renan ile ortaya bir tek kokoreç ve bir tek kalamar tava söyledik, soğuk bira ile birlikte keyfini çıkardık. Çoktandır buralara uğramadıydık, Entellektüel Cavit ortalıkta yoktu, nerededir diye sormaya cesaret edemedim.

Çiçek Pazarında "Senin Ciğerci"den ciğer aldık, diğer alışveriş torbalarımızı da yüklenip kamyona bıraktık, elimizi kolumuzu sallaya sallaya Galata'ya geçtik.

Galata kulesine gider geliriz de çoktandır tepesine çıkmamıştık, bu sefer bu eksiğimizi giderdik.

Oradan Karaköy'e. Galata köprüsünde balık tutanların fotolarını çektik.

Eminönüne geçtik. Bayram alış veriş telaşını biraz izledik.

Oradan eve döndük.

Veeeeee.... tabii ki ciğer tava.

"Ne bu kadar caz yapıyorsun, ciğer tavaysa ciğer tava" diyebilirisiniz.

Biz ciğer tavayı senede bir kere, bilemedin iki kere yapıyoruz, tezahürat bundan. (Aklıma bir fıkra geldi ama, neyse...)

 

Sevgiler

Turgut Uzer

 

 

 

 

 

 

İlişkili yazılar :
Bu yazı ile ilgili başka bir yazı yok

Google