Yemek - Kültürel Boyut

Önceki / Previous Geri Dön / Back Sonraki / Next

Yemek - Kültürel Boyut

Yemek, karın doyurmanın yanında, kültürel bir konudur. Yemek kültürünün yöresel bağlantısı, ulusal bağlantısından kuvvetlidir. Yani "yöresel kültür" etkisi, "ulusal kültür" etkisinden daha fazladır. Örneğin Japonların çok fazla deniz mahsulü yemeleri'ni "Japonlar deniz mahsulünü çok sevdikleri için çok deniz mahsulü yerler" diye izah etmek doğru değildir. O coğrafyada hangi millet yaşarsa yaşasın deniz mahsülü yiyecektir. Başka bir örnek: Türkiye'den Almanyaya giden "gastarbeiter" (misafir işçi, "yabancı işçiler" in antipatik hale gelmeden önceki isimleri) 'ler "memlekete" her izine gelişlerinde dönüşte uçağa kendisine bir sene yetecek kuru fasulye, mercimek vs. ile binerdi, şimdi avrupa'da üçüncü nesil "gastarbeiter" ler patates tüketiyor.

Başka bir boyut ise : Birçok başka yöresel kültür gibi, yemek konusu da insafsızca globalleştirilerek yöresel karakterinden arındırılıyor, bunu hepbirlikte izliyoruz, ancak olayın bütününe baktığınızda "yemek" konusuna halen bir "yöresel kültür" konusu olarak ele alabilirsiniz. Bizden sonraki nesiller zamanla bu konunun "yöreselliğini" hiç göremeyecekler.

Son olarak da "tarihsel köken" konusuna kısaca değineyim: Herhangi bir yemeğin "Türk yemeği", veya "Hint yemeği" falan diye anılması bence çok doğal, ancak köken üzerinde uzun ve onursal tartışılmalara girilmesini anlamsız buluyorum. Bir yemeğin bir "Türk Yemeği" olması Türk Milletinin (bence) marifetini göstermez, bir "Türk yemeği"nin ise diyelim Yunanlılar tarafından benimsenmesi, hatta "Yunan Yemeği" diyecek kadar sahiplenilmesi de (yine bence) Yunan Milletinin "hırsız" veya "sahtekar" olduğunu göstermez. Yemek bir benimseme meselesidir, doğası itibariyle birbiriyle etkileşim halindedir, yemek denilen şey bir "unique"lik özelliği taşımaz, seversiniz, benimsersiniz, hatta değiştirirsiniz, adapte edersiniz, sizin olur. Bazen ismi "Türk Yemeği", veya "İtalyan yemeği" falan gibi birşey kalır, bunun ise tarihsel olarak doğruluğu şüphelidir, ayrıca (bence) önemli değildir.

Belçikalılar ile Fransızlar bitmez tükenmez bir "patates kızartması"nın orijini Belçikalı mıdır, Fransız mıdır tartışması içindeler senelerdir. Orijinal "Belçika" patates kızartmasının kare değil, altıgen kesiliyor olmuş olduğu rivayet edilir, Fransızlar ise dörtgen keserek "verimlilik" arttırmışlar, who cares??

Hadi bir şey daha diyeyim: Dünyadaki, hadi avrupadaki diyelim,"Türk İmaji" ile "hijyen"in çok önemli yer tuttuğu "yemek ve mutfak faaliyeti" arasında bir uyumsuzluk vardır.

Bolu'dan "aşçı", Düzce'den "şöför" çıkar. Ne yapsın insanlar, bu durumda Düzce'den çıkan "asçı"lar sorulduğunda "Bolul'uyum" der, Bolu'dan çıkan "şöför"ler de "karizmaları" olsun diye "Düzce"liyim der. Bunun için de Bolu'dan "aşçı", Düzce'den "şöför" çıkar. Avrupa'da bir "Türk asçı" olarak iş bulmanız neredeyse olanaksızdır, İstanbul'da ise siz bir "İtalyan asçı"ysanız, iş bulmanız için iyi yemek pişiriyor olmanız gerekmez.
Umarım şu çok dar zaman dilimi içinde demek istediğimi diyebilmişimdir.

Sevgiler Turgut Uzer '76

Önceki / Previous Geri Dön / Back Sonraki / Next