
Yemek Tarifleri Üzerine
Birçok yiyeceğin ve yemeğin tarifi, malzemesi, hazırlanışı
fonksiyonel, çoğunlukla da ekonomik gerekçelere dayanır. Birkaç örnek:
Papara ve Kaygana'nın kökeni, esasen bayatlamış ekmeklerin değerlendirilmesini
hedefleyen yemeklerdir. Salam ve Sosis'in temeli, hayvan'ın "artık"
malzemelerinin küçük parçalar halinde ayrılıp ince barsak (zar)'ın
içine doldurulmasıdır. Karışım kabaysa salam, inceyse sosis'tir.
Sucuk, baharatı bol bir salam çeşididir (ana tanım itibariyle).
Doldurulan malzemelerin tadının yeknesak olmasını sağlamak için
ise karışımın içine baskın bir tat ve koku koymak gerekir, bu
sebeple de sucuk karışımının içine baharat konur. Fransız mutfağında
önemli bir yeri olan "Pate"nin temeli, artık malzemelerin
bir "bağlayıcı" ile karıştırılıp, şekil verilip soğutulması'na
dayanır. İsviçre mutfağının meşhur "Fondue"sü'nün
temeli, artmış ve kurumuş peynir ve ekmek parçalarının değerlendirilmesine
dayanır. Kurumuş peynir parçaları bir miktar yağ ve şarap ile
birlikte bol sarımsakla ovalanmış kazanın içine konur, kazan ısıtılmak
suretiyle peynir eritilir, eriyen peynirin donmasını önlemek için ısıtılmaya
devam edilirken bayat ekmekler erimiş peynire bandırılarak yenir. Bu
yemekteki sarımsak'ın rolü, sucuk'taki baharatın rolü ile aynıdır,
yani baskın bir tat ve koku ile yeknesaklığı sağlamak. Bazı
malzemelerin kurutulması, tuzlanması, dumanlanması, mumlanması' nın
temel nedeni malzemenin tadını güzelleştirmek değil, doğal şartlarda
dayanıklılığını arttırmaktır. Füme et, Lakerda, Çiroz, Pastırma,
Ham gibi yiyecekler, eğer buzdolabı diyelim tekerlekten önce icat
edilmiş olsaydı bugün ortalıkta olmayacaklardı. Ben insanoğlu'nun
et'i ilk pişirişinin de "hazmı kolay olsun" diye olmadığına
inanıyorum. Olsa olsa pişirilmiş et'in daha fazla dayanacağını düşünmüş
olduğundan pişirmeye teşebbür etmiştir, ve muvaffak olmuştur. Şimdi
ise döndük diyoruz ki:"Çiğ et'in hazmı zordur". Çiğ
etin hazmının zor olmasının nedeni bizim eti pişirerek yemeye alışmış
olmamızdandır, sindirim sistemimiz de bu "tembelliğe"
zamanla uyum göstermiştir. Doğa'da yemeğini çiğ yedi diye hazımsızlık
çeken hayvan yoktur.
Yukarıda bahsettiğim malzemeler ve yemeklerin bir bölümü zamanla
oluşmalarının kaynağı olan "ekonomi"den uzaklaşıp, özel
olarak hazırlanan yemekler haline gelmişlerdir. Pate, bugün özel
malzeme ile hazırlanan en lüks yemeklerden biridir. "Kaz ciğeri
krem patesi" hazırlamak için özel olarak yetiştirilen kazların
geçtiği muameleden burada hiç bahsetmeyeyim, sadece çok "özel"
olduğunu söylemiş olayım. (Ara nağme: insanoğlu, ağız tadı için
yapacağı şeylerde pek sınır tanımıyor: Avrupa'da bazı kesimlik
hayvan cinsleri, bütün yaşamlarını bir adım atamadan geçiriyorlar,
doğdukları yerde kıpırdamadan ölüyorlar, böylece "kas
formasyonu" önlenmiş oluyor. Japonya'da Kobe inekleri, her gün
özel masaj'a tabi tutuluyorlar ve sonunda etlerinin en makbul bölümleri
kilosu 400 $'a (yazı ile dörtyüz dolar) satılıyor. Fondue de, günümüzde
lüks bir yemek, hangi peynirden ne kadar katılması gerektiğinin reçetesi
bile var, halbuki temelindeki reçete "evde artmış peynir çeşitleri"
diye ifade edilebilen basit bir reçetesi varmış. Fondue'nün bir
"türev (spin off)" ürünü ise kazan'ın içinde peynir
yerine sıvı kızartma yağı koyduğunuz, ve içine ekmek yerine parça
et bandırdığınız( ki bu durumda "pişirdiğiniz" demek
daha doğru sanıyorum) "Et Fondue". Avrupa mutfaklarında Et
Fondue o kadar popüler oldu ki esas reçete olan peynir-ekmek gölgede
kaldı. Şimdi "Fondue" deyince insanların aklına Et Fondue
geliyor, esas Fondue'ye ulaşmak için ise "Peynir Fondue"
demek gerekiyor.
Yemek yaparken alternatif malzeme kullanımı, küçük ve uygun
sapmaları içermesi halinde, olumlu neticeler doğurabilir. Bir yemek
yapmaya niyetlenirsiniz, "A" malzemesini bulamazsınız, uygun
"B" malzemesini kullanırsınız, bazan o kadar iyi bir netice
alırsınız ki repertuarınızda "B" malzemesi o yemeğin
standart malzemesi haline gelebilir.
