|
The
Facts on Monosodium Glutamate
One
food ingredient that is commonly on the receiving end of bad press
is monosodium glutamate, or MSG. However this is . MSG can be
safely used to add flavour and appeal to foods, and even to reduce
sodium levels in foods.
What
is MSG and where is it found?
Monosodium
glutamate
is the sodium salt of glutamic acid. Glutamate is a naturally
occurring amino acid that is found in nearly all foods, especially
high protein foods such as dairy products, meat and fish and in
many vegetables. Foods often used for their flavouring properties,
such as mushrooms and tomatoes, have high levels of naturally
occurring glutamate.
The human body also produces glutamate and it
plays an essential role in normal body functioning.
MSG
added to foods produces a flavouring function similar to the
glutamate that occurs naturally in foods. It acts as a flavour
enhancer and adds a fifth taste, called “umami”, which is best
described as a savoury, broth-like or meaty taste.
In
the European Union, MSG is classified as a food additive (E621)
and regulations are in place to determine how and when it can be
added to foods. Typically, MSG is added to savoury prepared and
processed foods such as frozen foods, spice mixes, canned and dry
soups, salad dressings and meat or fish-based products. In some
countries, it is used as a table-top seasoning.
How
is MSG made?
In past times, MSG was extracted from natural protein-rich foods
such as seaweed. Today, this time-consuming practice is no longer
used and MSG is made from an industrial fermentation process.
Is
MSG linked to adverse reactions?
Despite a small number of person reporting sensitivity to MSG,
scientific studies have not shown any direct link between MSG and
adverse reactions. MSG used to be blamed for the “Chinese
Restaurant Syndrome” because the first anecdotal report was made
following consumption of a Chinese meal and MSG is widely used in
Asian cooking. Symptoms said to be experienced included burning
sensations along the back of the neck, chest tightness, nausea and
sweating. However, a double-blind controlled challenge of
individuals claiming to suffer from the “syndrome” failed to
confirm MSG as the causative agent. Other studies have found that
allergic-type reactions after Asian meals are more often due to
other ingredients such as shrimp, peanuts, spices and herbs.
If
you think you are sensitive to MSG or any other food ingredient,
the best advice is to check with your doctor or with a dietitian.
How
much sodium is in MSG?
MSG contains about one third of the sodium of table salt and is
used in smaller amounts. When MSG is used in combination with a
small amount of table salt, it can help to reduce the total sodium
in a recipe by 20 to 40% while maintaining flavour.
Is
MSG safe for children?
Children metabolise glutamate in the same way that adults do and
MSG is safe for children. In fact, human breast milk contains 10
times more glutamate than cow’s milk.
The
bottom line
MSG is one of the most extensively studied food ingredients in our
food supply. Hundreds of studies and numerous scientific
evaluations have concluded that MSG provides a safe and useful
taste enhancer for foods. |
Efendim,
bu monosodyum glutamat denilen nesne acaip bir şey. Düşünün bir madde
var, atıyorsunuz yiyeceğin içerisine içine attığınız şeyin
lezzetini bilmem kaç kat artırıyor, o “tadın damakta kalması”
olayını yaratıyor. Nasıl ? Acaip değil mi ? Ne pişirsen farketmez,
at monosodyum glutamat’ı , bitir işi. Kötü yemek pişirenler için
bulunmaz nimet.
Fakat
bir takım yan etkileride mevcut tabii. Yukarıdaki linklere baktığınızda
orada Nuh’un Ankara Makarnasının ürettiği bazı ürünlerde bu
malzemenin kullanıldığını beyan ettiğini göreceksiniz. Bu malzeme
pratik olarak her türlü işlenmiş et ve süt ürünlerinde,
konservelerde, yoğurt ve ayranlarda, içeceklerde, ekmekte, makarnada ...
aklınıza neresi gelirse kullanılıyor. Amerikada bu konuda ciddi bir
hassasiyet oluştuğu için E621 kodlu bu katkı malzemesinin kullanıldığı
belirtilmek zorunda, paketlerin üzerinde “contains monosodium
glutamate” yada “MSG” tarzı yazılar görmeniz garanti altında.
Bizde tabii ki böyle bir yasal düzenleme yok.
Her ne
ise. Bu monosodyum glutamatın Çin yemeği pişirmek isteyen ( istemese
bile bu yazıdan sonra gaza gelip deneyecek olan ) siz arkadaşlarım için
pratik olarak şöyle bir anlamı var :
memleketimizde bu malzemeyi bulma imkanınız yok. Gavur ellerinde
bu malzemeyi kutularda tuz yada biber gibi bulabilme imkanınız
olabiliyormuş, fakat bizim buralarda eğer bir gıda şirketinde çalışıyorsanız
yada tanıdığınız birileri varsa bir miktar ele geçirebilirsiniz. Şahsen
ben bir çin lokantasında şefi dolduruşa getirerek bana küçük bir
tuzluk dolusu vermesini sağlamıştım, kıyamadığım için çok azını
kullandım, bu yüzden yemeklerin tadında çok fazla bir değişiklik
olmadı.
Fakat...
bu malzeme tüm soya soslarında bulunur arkadaşlar. İşte benim size
vereceğim tariflerde bu yüzden soya sosu orihinal tariflerden daha bol
miktarda kullanılıyor. Yoksa Neşet Eren’in kitabında sürekli “
1/4 çay kaşığı monosodium glutamate” geçiyor ki, bunun ne olduğunu
anlamayıp kalakalıyorsunuz.
Kural 1. Monosodium glutamate yerine soya sosu kullanın.
¼ çay kaşığı yerine 2
çorba kaşığı soya sosu kullanabilirsiniz. ( bu benim bulduğum formül,
işe yarıyor)
Hatırlarsanız
listemizin yemek üstadlarından, Mart ayı Bebek organizasyonunda
Elif’i ikna etmeyi başararak “büyük
( XXL ) organizeytir Turgut
Beyamca 76” ünvanına sahip olan ( ve hatta bu organizasyon ile benim
deyimimle “the ultimate meeting”i gerçekleştirerek artık toplantı
yapılmayacak seviyede insanların ihtiyaçlarını karşılayan) amatör
dönerci çırağı Turgut
bey, zamanında bir mangal formülü verirken, “üzerine soya sosu sürünce
daha lezzetli oluyor” diyerek bu konuya parmak basmış idi.
Değişik
yorumlar için, örneğin www.1de1.com
sitesine girerek, orada pişirilen görsel çin yemeği tariflerine de
bakabilirsiniz. Fakat onların pişirdiği mesela “1 kaşık salça ile
1 kaşık ketçabı” şeklinde ifadeler içeriyor, ilk okuyuşta biraz
uyduruk kaçabiliyor, pratikte gayet güzel yenebilen yemekler oluyor. İlk
defa pişirirken benimkini deneyin.
Kural 2. Asla tarife bakarken eş zamanlı olarak
yemek pişirmeye çalışmayın.
Şimdi,
Çin yemeği pişirken tempo çok önemli. 5 dakika boyunca bir tavuğu yağda
karıştırarak pişirdikten sonra, birden bu yağdan aldığınız bir çorba
kaşığı ile soya fasülyelerini 45 saniye pişirip, üzerine hemen 5
havuç, 3 biber, 10-15 mantar doğramak zorunda kalabilir
ve haliyle yemeği yakabilirsiniz. Önce tarifi sakince okuyun.
Neleri aynı anda tavaya atacağınıza göre bir plan yapın, bunlara göre
malzemeleri yemeği ateşe koymadan önce tabaklara ve kaplara yerleştirin,
sıvı malzemeleri bardaklara hazırlayın, süzgeçlerinizi ve
kapları hazırlayın. Sonra rahatça bu kaplardaki malzemeleri bir
hamlede tencere ve tavaya boşaltabilirsiniz. Benim tariflerimde hep bu
kaplara yerleştirme esasına göre anlatacağımdan,
tariflerimi aynen uygulayabilirsiniz.
Kural 3. Asla malzemeye bakıp yorumda bulunmayın.
Şimdi
bu tavuk yemeğini pişirken kullanılacak malzemeler arasında “3 su
bardağı sıvı yağ” lafını gördüğünüzde “Ne kadar yağlı bu
yemek?” diye düşünmeniz ve vazgeçmeniz mümkündür. Ortaya çıkan
yemekte ise nerede ise yağ bulunmayacaktır.
Kural 4. Pişirme sürelerine sonuna kadar riayet
edin.
Şimdi
aklı başında bir insan olarak “Soya filizlerini 45 saniye karıştırarak,
dışarı alın ve yağlarını süzdürün”, “biberleri 2 dakika karıştırın
ve yağlarını süzdürün” ,”eti şu kadar süre pişirin” laflarını
görünce ilk tepki “Ciyyaakk... Bunlar pişmedi, çiğ kaldı. Şunu
bildiğim gibi pişireyim” demek ve daha kötüsü bunu uygulamaya
alarak, yemeği rezil etmektir. Bu kuralın önemini belitmek için
kullandığım fonta dikkat edin, uymazsanız Çinliler hakkında abuk
sabuk konuşmak zorunda kalabilirsiniz, o kadar malzemede boşa gitmiş
olur.
Kural 5. Soya sosununuzu iyi seçin.
Her ne
hikmetse 20 yıldır tanışmamıza ve sık görüşmemize rağmen aynı
şeylerden aynı zamanlarda hoşlanıp, ilgilendiğimizi,
bu konularda fikir sahibi olacak kadar zaman geçtikten sonra
farkettiğimiz pek sevgili bir arkadaşım var. Çin yemeği konusunda da
aynı şey oldu. Oda benim gibi çin yemeği pişirme işini ilerletmiş.
Her zaman olduğu gibi temel bir noktada gene fikir ayrılığına düştük,
konu bu defa soya sosu idi. İkimizde ilk sos olarak Migroslarda ve
neredeyse tüm marketlerde 150 ml’lik küçük şişesi 10 milyona satılan
Kikkoman marka soya sosu ile işe başlamşız, ben Kikkoman’ın tadından
nefret edip, Japon tarzı bir soya sosu olan bu sos yerine daha ucuz olan
Çinden ithal edilen soya soslarına döndüm, tadlarını daha çok
sevdim. O ise “hakiki yağ zeytinyağı” mantığından hareketle
“hakiki sos Kikkoman” noktasında kaldı. ( Kikkoman gerçekten en
kaliteli Uzakdoğu sos vs markasıdır, fakat damak tadı gelişmemiş
cahil bir barbar olarak bu sosu bir arkadaşıma yemek pişirmeye gittiğimde
götürüp onda bıraktım, çok rahatladım.) Soya sosu iki çeşittir,
koyu renkli soya sosu ( dark soy sauce) ve açık renkli soya sosu ( light
soy sauce). Arkadaşım her ikisini de orijinal tarife göre kullanır,
ben sadece elimdeki sosu kullanıyorum;
oda koyu renkli soya sosu.
Şimdi,
sizlerde bu işe ilk defa soyunacağınıza göre gidip Kikkoman almanın
bir alemi yok, beğenip beğenmeyeceğiniz bile meçhul.
Seçenekleriniz arasında gene
150 ml’lik şişselerde bulunan “Dark Tang Soy Sauce” yazan
bir sosu 2 milyon civarında bir paraya almak, yada gene Tang , Pearl
River gibi markaların yarım litre, 750 ml, 1 litre gibi ebatlarda satılan
pet şişeli ürünlerden almak. Ben bitmek üzere olan son bir litrelik
Dark Pearl River şişemi 3 milyona almıştım. Sizlere tavsiyem ucuz yarım
litrelik bir şise almanız. El
alışkanlığı ile bol bulamaç koyma arzunuz, psikolojik olarak
küçük şişeye olumlu yaklaşmanızı hem etkiler, hemde az bir
şey sağa sola dökülse hemen kendinizi yemeye başlarsınız. Kazara
benim bu garantili pişirme tarifimi bile yapamazsanız ve tadını beğenmezseniz,
ikinciyi yapma imkanınızın olmadığını düşünürsünüz. Aslında
yok böyle bir şey, 150 ml ile en az 3 defa yemek pişirir, hemde yemeğin
yanında soya sosu tüketebilirsiniz. Dikkat, soya sosu çok tuzludur ve
en matrak tarafı da uygun şekilde pişmeyen yiyeceklerde berbat bir tad
vermesidir. Herhangi bir kızartmanın yanında deneyin, ne demek istediğimi
anlayacaksınız.
Neyse,
tariflere geçelim artık. Aynı malzeme ile aynı yemeği birkaç değişik
şekilde pişirebiliriz, haberiniz olsun.
Neşet
Eren’in kitabında yemeğin adı Filizli Tavuk, sayfa numarası 65-65.
Alet edavat:
Aldığınız
tavuğu derin bir kaba koyun. Üstüne su tutarak şöyle bir iki defa yıkayın.
Sonra süzgece alıp, süzün. Et parçalarını şöyle alıcı gözle
bir süzün, eğer aralarında orta parmağınızın ilk boğumundan büyük
parça varsa onları bu ölçüyü geçmeyecek şekilde hemen küçültün.
Etleri
bir kaba koyun, nişastayı, yumurta beyazını, 1 çorba kaşığı şarabı
( yarım kaşık su + yarım kaşık sirkeyi ), tuzu ve 1 çorba kaşığı
soya sosunu ilave ederek parmaklarınızla iyice tavuk parçalarına
yedirin. 30 dakika buzdolabında bekletin.
Fasülye
filizlerini yıkayıp, süzdürün, bir kaba alın.
Biberleri
yıkayın, saplarını çıkarın. Yukarıdan aşağıya doğru
diklemesine dörde bölün. Böldüğünüz bu parçaları boyları 3-4
santim, kalınlıkları yarım santim olacak şekilde ince şeritler
halinde doğrayın. Bir kaba alın.
Havuçları
yıkayın, kabuklarını soyun..Yukarıdan aşağıya doğru diklemesine dörde
bölün. Böldüğünüz bu parçaları boyları 3-4 santim, kalınlıkları
yarım santim olacak şekilde ince şeritler halinde doğrayın. Havuçları
biberlerin olduğu kaba koyun, birlikte pişireceğiz.
Mantarları
yıkayın. Saplarını ince şeritler halinde dilimleyin. Kafa kısımlarını
dörde bölün, ince seritler halinde dilimleyin. Bir kaba alın.
Yeşil
soğanları çaprazlamasına 3-4 santim büyüklüğünde şeritler
halinde doğrayın. Bir kaba alın.
Eh, gördüğünüz
üzere tüm sebzeleri doğradık, birlikte pişirme sıramıza göre
kaplara ayırdık. Geriye kaldı su bardağımız. Bu bardağa tuz, iki çay
kaşığı toz şeker, 1 çorba kaşığı şarap ( yarım kaşık su+yarım
kaşık sirke), 1 çorba kaşığı soya sosunu koyun.
Doğrama
tahtanızı yıkayıp, masadan kaldırın, çıkan çöpleri toplayın,
fazla malzemeyi kaldırın. Bunları yapmayı bitirdiğinizde yarım saat
geçmiş olacak.
Pişirirken
ocak mutlaka “harlı ateş” dediğimiz seviyede olmalı, ocağınızdaki
en yüksek seviyede pişirmemiz gerekiyor.
Terbiye
edilmiş tavukları dolaptan çıkarın. Derin bir tencereye iki su bardağı
sıvı yağı koyun. Isınsın, ama tavukları kızartacak kadar kızmasın.
Isınınca tavuk karışımını tenceye atın ve karıştırın. Tavuk
parçaları çiğ görünümlerini kaybedene ve biribirlerinden ayrılncaya
kadar çevirerek, alt üst ederek pişirin, fakat kesinlikle kızartmayın.
Pişmeye başladığını tavukların üzerinin beyaz renkte bir sıvı
ile kaplanmaya başladığını gördüğünüzde anlayabilirsiniz. Ondan
sonra iki dakika kadar daha pişirin. Toplam pişirme süreniz normalde
5-6 dakikayı geçmeyecektir.
Mutlaka etin çiğ kaldığını düşüneceksiniz, bunun böyle
olmadığını görmek için bir tane et parçasını ısırarak yeyin, çiğ
olmadığını görün. Etler muhtemelen “pofuduk” tabirine uygun şekilde
yumuşak bir kabuğa ve pişmiş bir içe sahip olacaklardır, tavuk tadı
almakta çok zorlanacaksınız. Başınıza toplananlara da birer tane
ikram edin, onlarında içi rahat etsin. Eti yedikten sonra “bu haliyle
bile güzel bir yemek oldu bu” diye düşüneceksiniz. ( Hemen düşünün
!!!!! )
Süzgecin
altına bir kase koyun,
tavukları süzgece boşaltın. Yağları iyice süzün. Eğer elinizde
uygun kase yada süzgeç yoksa problem değil, kızartmalarda kullandığınız
süzgeçli bir metal mutfak aletiniz mutlaka vardır ( adınız hatırlayamadım
şu anda ), onunla tavukları alıp kaseye koyun. Etlerin üzerine bir
kapak koyun, fazla soğumasın.
Tavuğun
piştiği yağ tencerede yada kasede
kaldı.
Bu yağdan 3 çorba kaşığı
alarak bir tavaya koyun. Yağ ısınınca fasülye filizlerini ilave edin,
biraz tuz atın. 45 saniye alt üst ederek çevirerek pişirin ve süzün.
Etleri koyduğunuz kaba alın, kapağı kapatın. Eğer
burada 45 saniyeden fazla pişirirseniz, canınıza okurum. Daha fazla pişirince
size filizler pişmiş gibi geliyor, ama iş biitiğinde yemeğin işinde
pörsümüş sefil bir görüntü veriyor, ne tadını alabiliyorsunuz,
nede ne yediğinizi anlıyorsunuz.
Tavaya biraz daha yağ
takviyesi yapın, muhtemelen 2 çorba kaşığı kadar daha yapmanız
yeterli olacak. Isınınca mantarları 1 – 1,5 dakika kadar alt üst
ederek pişirin ve süzün, etlerin olduğu kaba alın, kapağı kapatın.
Fazla
pişirmeyin dedim size.
Gene fazla pişiriyorsunuz yahu.
Tavaya 3 kaşık kadar yağ
takviyesi yapın, ısınınca biberleri ve havuçları atın. 3 dakika
kadar alt üst ederek karıştırın. Biberler ve havuçlar sertliklerini
kaybetmemeli ama pişmiş olmalı. Mazleme gözünüze çok geldi, iyi pişmedi
diyorsanız yağ takviyesi yapıp 1 dakika kadar daha pişirin. Bıktım
sizin bu fazla pişirme merakınızdan. Allahtan malzemeler diğerlerine göre
daha sert, yemeğin içinde kaybolmuyorlar.
Eğer tavanız bütün
malzemeleri alacak kadar büyük ve derin ise kenardaki kaseye aldığınız
tüm malzemeleri tavaya dökün, yoksa ikinci derin tencereye kasedeki
malzemeleri dökün. Üzerine süzerek aldığınız biber ve havuçları
ilave edin. Soğanları ekleyin.
Dikkat : işte şimdi Çin
lokantalarında aşçıların gözünüzün önünde pişirdikleri aşamaya
geliyoruz. Siz malzemelerin daha önceden bu şekilde hazırlandıklarını
bilmediğiniz için “Iyy... Çiğ bunlar, kesin midem bozulur” şeklinde
düşünerek, hemen orada kaçıyordunuz, pişirmenin sadece bu kadar sürdüğünü
sandığınız için iki dakikada pişiyor diye sağda solda ahkam
kesiyordunuz.
Kenarda ööyyle duran su
bardağını alın, malzemelerin üzerine boca edin. 1 dakika kadar karıştırarak
iyice ısınmasını temin edin. Yemekten buharlar çıkınca ısınmış
demektir. Şöyle çatalın ucu ile birkaç parça alıp, ağzınıza atın.
Güzel oldu değil mi ? Burada
isterseniz beğenmeyebilirsiniz.
Yemeği kapaklı bir
servis tabağına alarak sofraya getirin, yada hemen orada tabaklara bölüştürün
ve aç susuz bekleyen ailenizin önüne sürün. Tuhaf tuhaf bakacaklardır.
Çorbadan bile önce servis edin.Yemeği sıcak yemeniz gerekiyor, soğuyunca
tadı birşeye benzemiyor ve ısıtılarak yenmiyor. ( Bir arkadaşım ona
pişirdiğim yemekten artanları ertesi gün mikro dalga ile ısıtıp
yediğini söylemişti, ama ben denemedim) Hem böylece, alıştıkları
şeyleri yiyerek “Çin usulü sebzeli tavuğun” güme gitmesini
engellersiniz. O kadar uğraştınız canım, öyle yada böyle
yiyecekler.
Soya sosunuda masaya
getirin. İsteyenler biraz daha sos ilave etsinler. Pek güzel olur. İsterseniz
acı biber sosuda kullanılabilir. Denemelerim sonucunda mutlaka çin sosu
olmasına gerek yok, ( ufacık şişeler acaip pahalı ), bunun yerine
Tamek’in acı biber sosu gayet iyi oluyor. Bu sosu birazcık sıcak su
ile sulandırırsanız, kullanımı daha kolay oluyor, yemeğe daha iyi
karışıyor.
Tepkiler şöyle olacak :
“Bu tavuk mu ? Tavuk tadı alamıyorum”,”Tavuğu en tatsız yeri
olan göğsünden böyle lezeetli bir şey yapılacağını düşünemezdim”,
“Ne zaman bir daha pişiriyorsun?”
Kimlerin ikinci tabağı
aldıklarına dikkat edin, ben şimdiye kadar kibarca “ben biraz daha
alabilirmiyim?” diye rica edenini görmedim. Yerinden kımıldamayıp,
hizmet edilmesini beklemeye alışmış yaşlı başlı adamların kalkıp
kendi tabaklarını doldurmalarını görmek pek hoş oldu.
Efendim, kazasız belasız
bu yemeği yaptık. Şimdi pişirirken başka neler yapabilirsiniz bir
bakalım.
Öncelikle etleri terbiye
etmek yerine yağa soya sosunu ve şarabı karıştırarak elde ettiğiniz
karışımda tüm malzemeleri pişirebilirsiniz. Bizim ülkede heryerde
karşınıza çıkan soyalı tavuk bu şekilde yapılıyor. Hani demiştim
ya, soya sosu herhangi bir kızartmanın yanında berbat olur demiştim ya
? Eğer kızartma yağına soya sosu karıştırırsanız, bu sorunun önüne
geçebilirsiniz.
Malzeme çeşidini
azaltabilir yada artırabilirsiniz. Havuç ve kırmızı biber kalsın
derim, bunun dışındaki malzemeleri iptal edebilirsiniz. Havuçları başparmağınızın
ilk boğumundan daha büyük olmayacak şekilde yuvarlak doğrayabilirsiniz,
biberleri de halka şeklinde doğrayabilirsiniz. Kabak kullanabilirsiniz,
kullanmanızı şiddetle tavsiye ederim. Soğan kullanmazsınız vs vs.
Şimdi bunun yanına şöyle
bir tatlı ekşi sos tarifi de vereyim. İkinci defa bu soslu pişirirsiniz,
değişiklik olur. Bu sos ayrıca pişebildiği için her yerde
kullanabilirsiniz, makarnalarda filanda güzel olur. İster yemeğin yanında
ikram edin, herkes kendisi karıştırsın ( bunu tercih edin), ister
yukarıdaki şekilde pişirdiğiniz yemeğin üzerine döküp karıştırın.
Yukarıdaki ölçülerdeki
bir yemek için 3 çorba kaşığı salça + 3 çorba kaşığı ketçabı
, yada 3 çorba kaşığı salça + iki su bardağı domates suyunu , yada
2 paket 200 gramlık domates püresini, yada 4 su bardağı domates
suyunu, yarım kilo doğranmış domates vs kafanıza göre bir miktar
domates tadı verecek ve sosun koyu olmasına yetecek kadar domatesli
malzemeyi bir tencereye koyun. İçine bir tatlı kırmızı biber ve bir
havucu küçük parçalar halinde dilimleyin( isterseniz rendeleyin, size
kalmış, ama parçalar daha
güzel görünüyor), tuz atın. 4 tatlı kaşığı şekeri
(sürpriz... tatlı !!! ) ve 2 tatlı kaşığı sirkeyi ( bu sürpriz
değil artık, ekşi!!!) tencereye
ekleyin. Malzemenin üzerini kaplayacak kadar soğuk su ilave edin, ( bir
su bardağının yeterli olması lazım).
Ocağın altını harlı ateş konumuna getirerek kaynatın.
Kaynamaya başladıktan sonra önce orta ateşe alıp, biraz daha pişirin.
Tadını bir kontrol edin, gerekirse tuzunu ayarlayın. Sos piştikten
sonra kıvamını ayarlamak isterseniz , kısık ateşte pişirmeye devam
edin.
Bu sosu tattığınız
zaman şöyle bir durum yaşanıyor : önce tuzlu domates tadını, ardından
şekerli bir tadı, en sonda ekşi tadı alıyorsunuz. Adı da buradan
geliyor zaten : tatlı-ekşi sos.
www.1de1.com
sitesindeki tarifte ilave olarak sebze olarak çok ince doğranmış yeşil
fasülye vardı. Tadı da fena olmuyor. Eğer sosu pişirirken içine acı
biber atarsanız, acı-ekşi sos oluyor. İsterseniz domatesli formülün
içerisine acı biber salçası atarakta sosu pişirebilirsiniz, nede olsa
usta sizsiniz. Pişirin bir şeyler işte.
Acı ekşi ve tatlı ekşi
sosları sebzesiz pişirirseniz, soya ile birlikte en çok kullanılan
geleneksel çin soslarını elde ediyorsunuz.
Biz sebzeli yemek için pişirdik, birde gerekirse makarnada kullanırız
diye düşündük.
Gelecek bölümde ,
sizlerle Çin Usulü Makarna pişireceğiz.
Bu kadar uzun girişi olmayacağı için birkaç tarifi birden
verebilirim belki.
Afiyet olsun.
Eyüp Öztürk 92
