Garantili Çin Usulü Sebzeli Tavuk

Önceki / Previous Geri Dön / Back Sonraki / Next

Garantili “Çin Usulü Sebzeli Tavuk” nasıl pişirilir ?

 Bu işten anlayanlar için kısaca

a) önce terbiye edilmiş tavuk parçaları bol miktarda kızgın yağda pişirilir ve süzdürülür,

b) tavuğun pişirildiği yağdan azar azar kullnılarak sebzeler tavada sote edilir ( kesinlikle yemek içerisinde kullanılacak şekilde öldürülmez ),

c) tavuk ve sebzeler derin bir kapta karıştırılır, üzerine az birşey sıvı karışım dökülerek birkaç dakika ateşte pişirilir

şeklinde özetlenebilir.

Benim çin yemeği pişirme maceram 2002 Nisan’ında kazara yolumun düştüğü Bakırköy Carousel’deki Fan Fang adlı fast food çin restoranında yemek yemem üzerine başladı. Acı yeme özürlü bir insan olmama rağmen, bu yemeği nasıl yiyebildiğime hayret etmem ile başlayan tuhaflıklar zinciri yemeğin tadının damağımdan iki gün boyunca kaybolmaması üzerine iyice garipleşti. Kendimi kafasının tepesinden başlayarak bir şelale gibi terlerken, çin yemeği yemeğe çalışırken buldum. ( Benim acılı ekşili çorba içer halimi görmek gerçekten eğlenceli olmalı, bir taraftan şapır şapır akan terleri gözümün önünden silmeye çalışırken diğer taraftan teri çorba kaşığına damlatmamak için gösterdiğim gayrete ve yemekte ısrar etmeme herkes pek gülüyor ). Eylül ayı gibi kazara Aygaz’ın kurumsal dergisini karıştırırken her sayıda verdikleri “Üç lezzetli yemek tarifi” köşesinde “Çin Usulü Sebzeli Tavuk” tarifini gördüm, okuyunca kolay yapılabilir geldi, malzeme alıp denedim, oldu. Üç beş defa daha pişirdim, bunların sonucunda gerçekten pişirebildiğime  kanaat getirdim. Önce ailemden başlayarak yakın çevreme zorla yedirdim, hepsi beğendi. Gaza gelip internetten tarifler indirip bir kaçını denedim, onlarda oldu. Sonra Neşet Eren’in “Çin Mutfağından Seçmeler” ( İnkilap Yayınları, 1997, ISBN 975-10-1111-6, 10 milyon TL) adlı kitabını aldım, oradan yemek pişirdim. Vallahi oluyor. Hele hayatında tavuk yemeyen 70 yaşındaki amcamın “bu tarifi yengene ver, oda pişirsin” demesi, bence bu işi kıvırdığımın resmen tescil edilmesi anlamına geliyor.

Bu maceralar sırasında birkaç farklı şey öğrendim. Bunlardan biri monosodium glutamate. Detaylı bilgiler aşağıdaki linklerde. Ama linkleri pas geçerseniz aşağıda ingilizce bir sayfadan arakladığım bilgileri bulabilirsiniz

http://www.fda.gov/opacom/backgrounders/msg.html

http://allergies.about.com/cs/msg/

http://www.truthinlabeling.org/

http://perso.libertysurf.co.uk/robswinglehurst/foodndrink/additives/

http://www.haciendapub.com/article27.html

http://www.nuh.com.tr/french/veronelliozellik.html

http://www.holisticmed.com/msg/

http://vm.cfsan.fda.gov/~lrd/msg.html

http://www.eufic.org/gb/food/pag/food35/food352.ht

http://www.glutamate.org/

The Facts on Monosodium Glutamate
One food ingredient that is commonly on the receiving end of bad press is monosodium glutamate, or MSG. However this is . MSG can be safely used to add flavour and appeal to foods, and even to reduce sodium levels in foods.

What is MSG and where is it found?
Monosodium
glutamate is the sodium salt of glutamic acid. Glutamate is a naturally occurring amino acid that is found in nearly all foods, especially high protein foods such as dairy products, meat and fish and in many vegetables. Foods often used for their flavouring properties, such as mushrooms and tomatoes, have high levels of naturally occurring glutamate.
The human body also produces glutamate and it plays an essential role in normal body functioning.

MSG added to foods produces a flavouring function similar to the glutamate that occurs naturally in foods. It acts as a flavour enhancer and adds a fifth taste, called “umami”, which is best described as a savoury, broth-like or meaty taste.

In the European Union, MSG is classified as a food additive (E621) and regulations are in place to determine how and when it can be added to foods. Typically, MSG is added to savoury prepared and processed foods such as frozen foods, spice mixes, canned and dry soups, salad dressings and meat or fish-based products. In some countries, it is used as a table-top seasoning.

How is MSG made?
In past times, MSG was extracted from natural protein-rich foods such as seaweed. Today, this time-consuming practice is no longer used and MSG is made from an industrial fermentation process.

Is MSG linked to adverse reactions?
Despite a small number of person reporting sensitivity to MSG, scientific studies have not shown any direct link between MSG and adverse reactions. MSG used to be blamed for the “Chinese Restaurant Syndrome” because the first anecdotal report was made following consumption of a Chinese meal and MSG is widely used in Asian cooking. Symptoms said to be experienced included burning sensations along the back of the neck, chest tightness, nausea and sweating. However, a double-blind controlled challenge of individuals claiming to suffer from the “syndrome” failed to confirm MSG as the causative agent. Other studies have found that allergic-type reactions after Asian meals are more often due to other ingredients such as shrimp, peanuts, spices and herbs.

If you think you are sensitive to MSG or any other food ingredient, the best advice is to check with your doctor or with a dietitian.

How much sodium is in MSG?
MSG contains about one third of the sodium of table salt and is used in smaller amounts. When MSG is used in combination with a small amount of table salt, it can help to reduce the total sodium in a recipe by 20 to 40% while maintaining flavour.

Is MSG safe for children?
Children metabolise glutamate in the same way that adults do and MSG is safe for children. In fact, human breast milk contains 10 times more glutamate than cow’s milk.

The bottom line
MSG is one of the most extensively studied food ingredients in our food supply. Hundreds of studies and numerous scientific evaluations have concluded that MSG provides a safe and useful taste enhancer for foods.

Efendim, bu monosodyum glutamat denilen nesne acaip bir şey. Düşünün bir madde var, atıyorsunuz yiyeceğin içerisine içine attığınız şeyin lezzetini bilmem kaç kat artırıyor, o “tadın damakta kalması” olayını yaratıyor. Nasıl ? Acaip değil mi ? Ne pişirsen farketmez, at monosodyum glutamat’ı , bitir işi. Kötü yemek pişirenler için bulunmaz nimet.

Fakat bir takım yan etkileride mevcut tabii. Yukarıdaki linklere baktığınızda orada Nuh’un Ankara Makarnasının ürettiği bazı ürünlerde bu malzemenin kullanıldığını beyan ettiğini göreceksiniz. Bu malzeme pratik olarak her türlü işlenmiş et ve süt ürünlerinde, konservelerde, yoğurt ve ayranlarda, içeceklerde, ekmekte, makarnada ... aklınıza neresi gelirse kullanılıyor. Amerikada bu konuda ciddi bir hassasiyet oluştuğu için E621 kodlu bu katkı malzemesinin kullanıldığı belirtilmek zorunda, paketlerin üzerinde “contains monosodium glutamate” yada “MSG” tarzı yazılar görmeniz garanti altında. Bizde tabii ki böyle bir yasal düzenleme yok.

Her ne ise. Bu monosodyum glutamatın Çin yemeği pişirmek isteyen ( istemese bile bu yazıdan sonra gaza gelip deneyecek olan ) siz arkadaşlarım için pratik olarak şöyle bir anlamı var :  memleketimizde bu malzemeyi bulma imkanınız yok. Gavur ellerinde bu malzemeyi kutularda tuz yada biber gibi bulabilme imkanınız olabiliyormuş, fakat bizim buralarda eğer bir gıda şirketinde çalışıyorsanız yada tanıdığınız birileri varsa bir miktar ele geçirebilirsiniz. Şahsen ben bir çin lokantasında şefi dolduruşa getirerek bana küçük bir tuzluk dolusu vermesini sağlamıştım, kıyamadığım için çok azını kullandım, bu yüzden yemeklerin tadında çok fazla bir değişiklik olmadı.

Fakat... bu malzeme tüm soya soslarında bulunur arkadaşlar. İşte benim size vereceğim tariflerde bu yüzden soya sosu orihinal tariflerden daha bol miktarda kullanılıyor. Yoksa Neşet Eren’in kitabında sürekli “ 1/4 çay kaşığı monosodium glutamate” geçiyor ki, bunun ne olduğunu anlamayıp kalakalıyorsunuz.

Kural 1. Monosodium glutamate yerine soya sosu kullanın. ¼ çay  kaşığı yerine 2 çorba kaşığı soya sosu kullanabilirsiniz. ( bu benim bulduğum formül, işe yarıyor)

Hatırlarsanız listemizin yemek üstadlarından, Mart ayı Bebek organizasyonunda Elif’i ikna etmeyi başararak  “büyük ( XXL ) organizeytir  Turgut Beyamca 76” ünvanına sahip olan ( ve hatta bu organizasyon ile benim deyimimle “the ultimate meeting”i gerçekleştirerek artık toplantı yapılmayacak seviyede insanların ihtiyaçlarını karşılayan) amatör dönerci çırağı  Turgut bey, zamanında bir mangal formülü verirken, “üzerine soya sosu sürünce daha lezzetli oluyor” diyerek bu konuya parmak basmış idi.

Değişik yorumlar için, örneğin www.1de1.com sitesine girerek, orada pişirilen görsel çin yemeği tariflerine de bakabilirsiniz. Fakat onların pişirdiği mesela “1 kaşık salça ile 1 kaşık ketçabı” şeklinde ifadeler içeriyor, ilk okuyuşta biraz uyduruk kaçabiliyor, pratikte gayet güzel yenebilen yemekler oluyor. İlk defa pişirirken benimkini deneyin.

Kural 2. Asla tarife bakarken eş zamanlı olarak yemek pişirmeye çalışmayın.

Şimdi, Çin yemeği pişirken tempo çok önemli. 5 dakika boyunca bir tavuğu yağda karıştırarak pişirdikten sonra, birden bu yağdan aldığınız bir çorba kaşığı ile soya fasülyelerini 45 saniye pişirip, üzerine hemen 5 havuç, 3 biber, 10-15 mantar doğramak zorunda kalabilir  ve haliyle yemeği yakabilirsiniz. Önce tarifi sakince okuyun. Neleri aynı anda tavaya atacağınıza göre bir plan yapın, bunlara göre malzemeleri yemeği ateşe koymadan önce tabaklara ve kaplara yerleştirin,  sıvı malzemeleri bardaklara hazırlayın, süzgeçlerinizi ve kapları hazırlayın. Sonra rahatça bu kaplardaki malzemeleri bir hamlede tencere ve tavaya boşaltabilirsiniz. Benim tariflerimde hep bu kaplara yerleştirme esasına göre anlatacağımdan,  tariflerimi aynen uygulayabilirsiniz.

Kural 3. Asla malzemeye bakıp yorumda bulunmayın.

Şimdi bu tavuk yemeğini pişirken kullanılacak malzemeler arasında “3 su bardağı sıvı yağ” lafını gördüğünüzde “Ne kadar yağlı bu yemek?” diye düşünmeniz ve vazgeçmeniz mümkündür. Ortaya çıkan yemekte ise nerede ise yağ bulunmayacaktır.

Kural 4. Pişirme sürelerine sonuna kadar riayet edin.

Şimdi aklı başında bir insan olarak “Soya filizlerini 45 saniye karıştırarak, dışarı alın ve yağlarını süzdürün”, “biberleri 2 dakika karıştırın ve yağlarını süzdürün” ,”eti şu kadar süre pişirin” laflarını görünce ilk tepki “Ciyyaakk... Bunlar pişmedi, çiğ kaldı. Şunu bildiğim gibi pişireyim” demek ve daha kötüsü bunu uygulamaya alarak, yemeği rezil etmektir. Bu kuralın önemini belitmek için kullandığım fonta dikkat edin, uymazsanız Çinliler hakkında abuk sabuk konuşmak zorunda kalabilirsiniz, o kadar malzemede boşa gitmiş olur.

Kural 5. Soya sosununuzu iyi seçin.

Her ne hikmetse 20 yıldır tanışmamıza ve sık görüşmemize rağmen aynı şeylerden aynı zamanlarda hoşlanıp, ilgilendiğimizi,  bu konularda fikir sahibi olacak kadar zaman geçtikten sonra farkettiğimiz pek sevgili bir arkadaşım var. Çin yemeği konusunda da aynı şey oldu. Oda benim gibi çin yemeği pişirme işini ilerletmiş. Her zaman olduğu gibi temel bir noktada gene fikir ayrılığına düştük, konu bu defa soya sosu idi. İkimizde ilk sos olarak Migroslarda ve neredeyse tüm marketlerde 150 ml’lik küçük şişesi 10 milyona satılan Kikkoman marka soya sosu ile işe başlamşız, ben Kikkoman’ın tadından nefret edip, Japon tarzı bir soya sosu olan bu sos yerine daha ucuz olan Çinden ithal edilen soya soslarına döndüm, tadlarını daha çok sevdim. O ise “hakiki yağ zeytinyağı” mantığından hareketle “hakiki sos Kikkoman” noktasında kaldı. ( Kikkoman gerçekten en kaliteli Uzakdoğu sos vs markasıdır, fakat damak tadı gelişmemiş cahil bir barbar olarak bu sosu bir arkadaşıma yemek pişirmeye gittiğimde götürüp onda bıraktım, çok rahatladım.) Soya sosu iki çeşittir, koyu renkli soya sosu ( dark soy sauce) ve açık renkli soya sosu ( light soy sauce). Arkadaşım her ikisini de orijinal tarife göre kullanır, ben sadece elimdeki sosu kullanıyorum;  oda koyu renkli soya sosu.

Şimdi, sizlerde bu işe ilk defa soyunacağınıza göre gidip Kikkoman almanın bir alemi yok, beğenip beğenmeyeceğiniz bile meçhul.  Seçenekleriniz arasında  gene 150 ml’lik şişselerde bulunan  “Dark Tang Soy Sauce” yazan bir sosu 2 milyon civarında bir paraya almak, yada gene Tang , Pearl River gibi markaların yarım litre, 750 ml, 1 litre gibi ebatlarda satılan pet şişeli ürünlerden almak. Ben bitmek üzere olan son bir litrelik Dark Pearl River şişemi 3 milyona almıştım. Sizlere tavsiyem ucuz yarım litrelik bir şise almanız.  El alışkanlığı ile bol bulamaç koyma arzunuz, psikolojik olarak  küçük şişeye olumlu yaklaşmanızı hem etkiler, hemde az bir şey sağa sola dökülse hemen kendinizi yemeye başlarsınız. Kazara benim bu garantili pişirme tarifimi bile yapamazsanız ve tadını beğenmezseniz, ikinciyi yapma imkanınızın olmadığını düşünürsünüz. Aslında yok böyle bir şey, 150 ml ile en az 3 defa yemek pişirir, hemde yemeğin yanında soya sosu tüketebilirsiniz. Dikkat, soya sosu çok tuzludur ve en matrak tarafı da uygun şekilde pişmeyen yiyeceklerde berbat bir tad vermesidir. Herhangi bir kızartmanın yanında deneyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Neyse, tariflere geçelim artık. Aynı malzeme ile aynı yemeği birkaç değişik şekilde pişirebiliriz, haberiniz olsun.

Neşet Eren’in kitabında yemeğin adı Filizli Tavuk, sayfa numarası 65-65.

Alet edavat:

6 adet kap, biri derin olmalı diğerleri için derin tabak filanda olabilir, plastik kaplarda olabilir, malzemeleri ayrı tutmak için kullanacağız, biri hariç diğerleri batmayacak, temizlemek için bir suya tutmanız yeterli olacak.
1 adet metal tel süzgeç
2 adet derin tencere yada vok tava denilen derin tava ( kızartmalar için ideal , büyük boyları Migroslarda 7-8 milyona satılıyordu )
 tahta kaşık ve karıştırma aletleri
1 çay bardağı

Malzemeler :

Kişi başı 150 gram kemiksiz tavuk göğsü . Sotelik olacak şekilde doğranmış olmalı. Kasabınıza şişlik doğranmış göğüs etini dörde bölecek şekilde doğramasını isterseniz uygun büyüklüğü elde edersiniz. Olmaz ise kuşbaşı alıp kendiniz ikiye yada üçe bölebilirsiniz.
2 tatlı kaşığı mısır nişastası. Orijinal formülde bu iki çay kaşığı idi, ama son pişirmemde yanlış-lıkla 4 tatlı kaşığına yakın bir miktar attım, sonuç çok başarılı oldu, bende miktarı artırdım.
1 yumurta beyazı. Orijinal formül ½ yumurta beyazı diyor, ben sarıyı ayırdıktan sonra uğraşmıyorum, hepsini çırpıp kullanıyorum. Yumurtaya dikkat : isterseniz çift sarılı yumurta alabilirsiniz, onun beyaz kısmı haliyle daha az oluyor.
2 çorba kaşığı beyaz şarap. Kırmızı şarapta oluyor. Alkol kullanmıyorsanız, bunun yerine 1 çorba kaşığı sirkeyi 1 çorba kaşığı su ile karıştırıp kullanın. Nede olsa bu yemeklerde temel işlevleri aynı, sadece sirke çok ekşi oluyor ve daha kötü kokuyor, sulandırmak faydalı oluyor. ( "Müslüman" bir arkadaşım "kesinlikle yemem" dediği için sirkeli pişirmiştim, ciddi bir tad farkı olmamıştı .)
Tuz
2 su bardağı mısır özü yada sıvı yağ. Mısır özü iyidir; isterseniz ayçiçek, soya yağı yada fındık yağı da kullanabilirsiniz. Pişirirken göreceğiniz üzere bu sıvı yağın yemeğin tadı üzerinde ciddi bir etkisi olmuyor, zeytinyağı hariç ne koysanız olur.
200 gram soya fasülyesi filizi. Tarifte 3 su bardağı yazıyor. Soya fasülyesini MM ve MMM Migros'ların sebze meyve reyonunda mutlaka bulursunuz. 200 gramlık paketleri 2 milyon civarında. Başka bir işinize yaramaz diye hepsini kullanın diyorum, salata vs gibi yerlerde kullanıyorsanız yarısını ayırabilirsiniz, ama en az yarısını yemekte kullanmamız lazım.
5 adet orta boy tatlı kırmızı biber. Tarife göre "1/4 su bardağı ince şeritlere kesilmiş acı kırmızı veya yeşil biber(tatlı biberde olabilir)" diyor. Bundan sonraki denemelerinizde bildiğiniz yeşil dolma biber hariç her türlü taze biberi kullanabilirsiniz, fakat tavsiyem içine mutlaka en az 250 gram kadar tatlı kırmızı biber koymanız. Şimdilik benim dediğim kadar tatlı kırmızı biber kullanın, bir aksilik olmasın, acı mevzuuna sonra girersiniz.
2 çay kaşığı toz şeker
2 çorba kaşığı soya sosu. Orijinal formülde ½ çay kaşığı monosodium glutamate.
Yarım kilo havuç. Orijinal formüle havuç ekleyerek Aygaz tarifindeki sebzeli tavuğu pişiriyoruz.
3 adet ince yeşil soğan. İsterseniz bir kısmını sarımsak yada pırasa yapabilirsiniz. Ama bu malzemenin miktarını abartmayın. İnce diyorsam en fazla küçük parmağınız kalınlığında olmalı. Buda Aygaz tarifinden.
10-15 adet mantar. Bu da Aygaz tarifinden

Aldığınız tavuğu derin bir kaba koyun. Üstüne su tutarak şöyle bir iki defa yıkayın. Sonra süzgece alıp, süzün. Et parçalarını şöyle alıcı gözle bir süzün, eğer aralarında orta parmağınızın ilk boğumundan büyük parça varsa onları bu ölçüyü geçmeyecek şekilde hemen küçültün.

Etleri bir kaba koyun, nişastayı, yumurta beyazını, 1 çorba kaşığı şarabı ( yarım kaşık su + yarım kaşık sirkeyi ), tuzu ve 1 çorba kaşığı soya sosunu ilave ederek parmaklarınızla iyice tavuk parçalarına yedirin. 30 dakika buzdolabında bekletin.

Fasülye filizlerini yıkayıp, süzdürün, bir kaba alın.

Biberleri yıkayın, saplarını çıkarın. Yukarıdan aşağıya doğru diklemesine dörde bölün. Böldüğünüz bu parçaları boyları 3-4 santim, kalınlıkları yarım santim olacak şekilde ince şeritler halinde doğrayın. Bir kaba alın.

Havuçları yıkayın, kabuklarını soyun..Yukarıdan aşağıya doğru diklemesine dörde bölün. Böldüğünüz bu parçaları boyları 3-4 santim, kalınlıkları yarım santim olacak şekilde ince şeritler halinde doğrayın. Havuçları biberlerin olduğu kaba koyun, birlikte pişireceğiz.

Mantarları yıkayın. Saplarını ince şeritler halinde dilimleyin. Kafa kısımlarını dörde bölün, ince seritler halinde dilimleyin. Bir kaba alın.

Yeşil soğanları çaprazlamasına 3-4 santim büyüklüğünde şeritler halinde doğrayın. Bir kaba alın.

Eh, gördüğünüz üzere tüm sebzeleri doğradık, birlikte pişirme sıramıza göre kaplara ayırdık. Geriye kaldı su bardağımız. Bu bardağa tuz, iki çay kaşığı toz şeker, 1 çorba kaşığı şarap ( yarım kaşık su+yarım kaşık sirke),  1 çorba kaşığı soya sosunu koyun.

Doğrama tahtanızı yıkayıp, masadan kaldırın, çıkan çöpleri toplayın, fazla malzemeyi kaldırın. Bunları yapmayı bitirdiğinizde yarım saat geçmiş olacak. 

Pişirirken ocak mutlaka “harlı ateş” dediğimiz seviyede olmalı, ocağınızdaki en yüksek seviyede pişirmemiz gerekiyor.

Terbiye edilmiş tavukları dolaptan çıkarın. Derin bir tencereye iki su bardağı sıvı yağı koyun. Isınsın, ama tavukları kızartacak kadar kızmasın. Isınınca tavuk karışımını tenceye atın ve karıştırın. Tavuk parçaları çiğ görünümlerini kaybedene ve biribirlerinden ayrılncaya kadar çevirerek, alt üst ederek pişirin, fakat kesinlikle kızartmayın. Pişmeye başladığını tavukların üzerinin beyaz renkte bir sıvı ile kaplanmaya başladığını gördüğünüzde anlayabilirsiniz. Ondan sonra iki dakika kadar daha pişirin. Toplam pişirme süreniz normalde 5-6  dakikayı geçmeyecektir.  Mutlaka etin çiğ kaldığını düşüneceksiniz, bunun böyle olmadığını görmek için bir tane et parçasını ısırarak yeyin, çiğ olmadığını görün. Etler muhtemelen “pofuduk” tabirine uygun şekilde yumuşak bir kabuğa ve pişmiş bir içe sahip olacaklardır, tavuk tadı almakta çok zorlanacaksınız. Başınıza toplananlara da birer tane ikram edin, onlarında içi rahat etsin. Eti yedikten sonra “bu haliyle bile güzel bir yemek oldu bu” diye düşüneceksiniz. ( Hemen düşünün !!!!! )

Süzgecin altına bir  kase koyun, tavukları süzgece boşaltın. Yağları iyice süzün. Eğer elinizde uygun kase yada süzgeç yoksa problem değil, kızartmalarda kullandığınız süzgeçli bir metal mutfak aletiniz mutlaka vardır ( adınız hatırlayamadım şu anda ), onunla tavukları alıp kaseye koyun. Etlerin üzerine bir kapak koyun, fazla soğumasın.

Tavuğun piştiği yağ tencerede yada kasede  kaldı. 

Bu yağdan 3 çorba kaşığı alarak bir tavaya koyun. Yağ ısınınca fasülye filizlerini ilave edin, biraz tuz atın. 45 saniye alt üst ederek çevirerek pişirin ve süzün. Etleri koyduğunuz kaba alın, kapağı kapatın. Eğer burada 45 saniyeden fazla pişirirseniz, canınıza okurum. Daha fazla pişirince size filizler pişmiş gibi geliyor, ama iş biitiğinde yemeğin işinde pörsümüş sefil bir görüntü veriyor, ne tadını alabiliyorsunuz, nede ne yediğinizi anlıyorsunuz.

Tavaya biraz daha yağ takviyesi yapın, muhtemelen 2 çorba kaşığı kadar daha yapmanız yeterli olacak. Isınınca mantarları 1 – 1,5 dakika kadar alt üst ederek pişirin ve süzün, etlerin olduğu kaba alın, kapağı kapatın. Fazla pişirmeyin dedim size.  Gene fazla pişiriyorsunuz yahu.

Tavaya 3 kaşık kadar yağ takviyesi yapın, ısınınca biberleri ve havuçları atın. 3 dakika kadar alt üst ederek karıştırın. Biberler ve havuçlar sertliklerini kaybetmemeli ama pişmiş olmalı. Mazleme gözünüze çok geldi, iyi pişmedi diyorsanız yağ takviyesi yapıp 1 dakika kadar daha pişirin. Bıktım sizin bu fazla pişirme merakınızdan. Allahtan malzemeler diğerlerine göre daha sert, yemeğin içinde kaybolmuyorlar.

Eğer tavanız bütün malzemeleri alacak kadar büyük ve derin ise kenardaki kaseye aldığınız tüm malzemeleri tavaya dökün, yoksa ikinci derin tencereye kasedeki malzemeleri dökün. Üzerine süzerek aldığınız biber ve havuçları ilave edin. Soğanları ekleyin.

Dikkat : işte şimdi Çin lokantalarında aşçıların gözünüzün önünde pişirdikleri aşamaya geliyoruz. Siz malzemelerin daha önceden bu şekilde hazırlandıklarını bilmediğiniz için “Iyy... Çiğ bunlar, kesin midem bozulur” şeklinde düşünerek, hemen orada kaçıyordunuz, pişirmenin sadece bu kadar sürdüğünü sandığınız için iki dakikada pişiyor diye sağda solda ahkam kesiyordunuz.

Kenarda ööyyle duran su bardağını alın, malzemelerin üzerine boca edin. 1 dakika kadar karıştırarak iyice ısınmasını temin edin. Yemekten buharlar çıkınca ısınmış demektir. Şöyle çatalın ucu ile birkaç parça alıp, ağzınıza atın. Güzel oldu değil mi ?  Burada isterseniz beğenmeyebilirsiniz.

Yemeği kapaklı bir servis tabağına alarak sofraya getirin, yada hemen orada tabaklara bölüştürün ve aç susuz bekleyen ailenizin önüne sürün. Tuhaf tuhaf bakacaklardır. Çorbadan bile önce servis edin.Yemeği sıcak yemeniz gerekiyor, soğuyunca tadı birşeye benzemiyor ve ısıtılarak yenmiyor. ( Bir arkadaşım ona pişirdiğim yemekten artanları ertesi gün mikro dalga ile ısıtıp yediğini söylemişti, ama ben denemedim) Hem böylece, alıştıkları şeyleri yiyerek “Çin usulü sebzeli tavuğun” güme gitmesini engellersiniz. O kadar uğraştınız canım, öyle yada böyle yiyecekler.

Soya sosunuda masaya getirin. İsteyenler biraz daha sos ilave etsinler. Pek güzel olur. İsterseniz acı biber sosuda kullanılabilir. Denemelerim sonucunda mutlaka çin sosu olmasına gerek yok, ( ufacık şişeler acaip pahalı ), bunun yerine Tamek’in acı biber sosu gayet iyi oluyor. Bu sosu birazcık sıcak su ile sulandırırsanız, kullanımı daha kolay oluyor, yemeğe daha iyi karışıyor.

Tepkiler şöyle olacak : “Bu tavuk mu ? Tavuk tadı alamıyorum”,”Tavuğu en tatsız yeri olan göğsünden böyle lezeetli bir şey yapılacağını düşünemezdim”, “Ne zaman bir daha pişiriyorsun?”

Kimlerin ikinci tabağı aldıklarına dikkat edin, ben şimdiye kadar kibarca “ben biraz daha alabilirmiyim?” diye rica edenini görmedim. Yerinden kımıldamayıp, hizmet edilmesini beklemeye alışmış yaşlı başlı adamların kalkıp kendi tabaklarını doldurmalarını görmek pek hoş oldu.

Efendim, kazasız belasız bu yemeği yaptık. Şimdi pişirirken başka neler yapabilirsiniz bir bakalım.

Öncelikle etleri terbiye etmek yerine yağa soya sosunu ve şarabı karıştırarak elde ettiğiniz karışımda tüm malzemeleri pişirebilirsiniz. Bizim ülkede heryerde karşınıza çıkan soyalı tavuk bu şekilde yapılıyor. Hani demiştim ya, soya sosu herhangi bir kızartmanın yanında berbat olur demiştim ya ? Eğer kızartma yağına soya sosu karıştırırsanız, bu sorunun önüne geçebilirsiniz.

Malzeme çeşidini azaltabilir yada artırabilirsiniz. Havuç ve kırmızı biber kalsın derim, bunun dışındaki malzemeleri iptal edebilirsiniz. Havuçları başparmağınızın ilk boğumundan daha büyük olmayacak şekilde yuvarlak doğrayabilirsiniz, biberleri de halka şeklinde doğrayabilirsiniz. Kabak kullanabilirsiniz, kullanmanızı şiddetle tavsiye ederim. Soğan kullanmazsınız vs vs.

Şimdi bunun yanına şöyle bir tatlı ekşi sos tarifi de vereyim. İkinci defa bu soslu pişirirsiniz, değişiklik olur. Bu sos ayrıca pişebildiği için her yerde kullanabilirsiniz, makarnalarda filanda güzel olur. İster yemeğin yanında ikram edin, herkes kendisi karıştırsın ( bunu tercih edin), ister yukarıdaki şekilde pişirdiğiniz yemeğin üzerine döküp karıştırın.

Yukarıdaki ölçülerdeki bir yemek için 3 çorba kaşığı salça + 3 çorba kaşığı ketçabı , yada 3 çorba kaşığı salça + iki su bardağı domates suyunu , yada 2 paket 200 gramlık domates püresini, yada 4 su bardağı domates suyunu, yarım kilo doğranmış domates vs kafanıza göre bir miktar domates tadı verecek ve sosun koyu olmasına yetecek kadar domatesli malzemeyi bir tencereye koyun. İçine bir tatlı kırmızı biber ve bir havucu küçük parçalar halinde dilimleyin( isterseniz rendeleyin, size kalmış, ama parçalar  daha güzel görünüyor), tuz atın. 4 tatlı kaşığı şekeri  (sürpriz... tatlı !!! ) ve 2 tatlı kaşığı sirkeyi ( bu sürpriz değil artık, ekşi!!!)  tencereye ekleyin. Malzemenin üzerini kaplayacak kadar soğuk su ilave edin, ( bir su bardağının yeterli olması lazım).  Ocağın altını harlı ateş konumuna getirerek kaynatın. Kaynamaya başladıktan sonra önce orta ateşe alıp, biraz daha pişirin. Tadını bir kontrol edin, gerekirse tuzunu ayarlayın. Sos piştikten sonra kıvamını ayarlamak isterseniz , kısık ateşte pişirmeye devam edin.

Bu sosu tattığınız zaman şöyle bir durum yaşanıyor : önce tuzlu domates tadını, ardından şekerli bir tadı, en sonda ekşi tadı alıyorsunuz. Adı da buradan geliyor zaten : tatlı-ekşi sos.

www.1de1.com sitesindeki tarifte ilave olarak sebze olarak çok ince doğranmış yeşil fasülye vardı. Tadı da fena olmuyor. Eğer sosu pişirirken içine acı biber atarsanız, acı-ekşi sos oluyor. İsterseniz domatesli formülün içerisine acı biber salçası atarakta sosu pişirebilirsiniz, nede olsa usta sizsiniz. Pişirin bir şeyler işte.

Acı ekşi ve tatlı ekşi sosları sebzesiz pişirirseniz, soya ile birlikte en çok kullanılan geleneksel çin soslarını elde ediyorsunuz.  Biz sebzeli yemek için pişirdik, birde gerekirse makarnada kullanırız diye düşündük.

Gelecek bölümde , sizlerle Çin Usulü Makarna pişireceğiz.  Bu kadar uzun girişi olmayacağı için birkaç tarifi birden verebilirim belki.

Afiyet olsun.

Eyüp Öztürk 92

Önceki / Previous Geri Dön / Back Sonraki / Next