
Sakıp bey'e veda törenlerinde İzmit Kentsa'da yapılanlarda
"evsahibi" rolüm vardı.
Dolayısıyla protokoldeydim.
Protokolü sevmiyorum. "Sevmiyorum" deyip de sevenlerden de
değilim. "Sevmiyorum", ve sevmiyorum. Ama görev üstlenmem
gerektiği vakit üstleniyorum, başka çare yok.
"Protokol" denen şeyle toplumun gönül ilişkisi dağılımını
değerlendirecek olursam, yaklaşık şöyle bir tablo çıkıyor:
Birinci grup: Protokolü sevenler : %80
İkinci grup. Protokolde olup olmaması fark etmeyenler : %15
Üçüncü grup. Protokolü sevmeyenler: %5
Bu dağılımın "çan"ının yamukluğu nedeniyledir ki
bizim memleketimizde protokol kavgası çok çıkar, bu kavgalar bazen
medyaya da yansır.
Protokoller,
özellikle "ayakta durmalı" olduğu durumlarda "önden
doldurmalı" çalışır. Kendini protokol belleyen kimse, protokole
"frontal" yaklaşır, protokol bellediklerinin elini sıkar, ve
protokolün bittiğini yorumladığı, merkeze en yakın noktadan, en ön
sıraya, bir omuz atarak duhul olur. Eğer omuzladıkları birinci
gruptaysa suratlarda ızdırap dolu bir gülümseme gayreti ile bir miktar
itişme kakışma olur, nadiren de tartışma, kavga çıkar. Omuzlanan
birinci gruptan değil de diğer gruplardan ise sorun çıkmaz. Yandaki
foto dünkü(13/04) radikal gazetesinde çıktı. Kentsa'daki törende
bencileyini, "protokol tarafından iteklenmiş protokol" rolünde,
kolordu komutanının omuzunun hemen arkasında görüyosunuz.
Sabancı Center'deki töreni televizyondan izledim. Törenin başında
mikrofonun hemen arkasında duran, ki daha sonra aynı yerde Sefa Sirmen
belirdi ve bütün tören boyunca o noktayı "korudu", güneş gözlüklü
bir bey vardı. Aynı bey, daha sonra, cenazenin önünde, Sakıp bey'in
resmini taşıdı. O bey, Sakıp bey'in bildim bileli özel kalem müdürlüğünü
yapan Ali Haydar bey'dir. Ali Haydar bey, kelimenin tam anlamıyla Sakıp
bey'in bir parçası gibiydi. Sakıp bey'in yakın aile fertlerinden bile
daha çok, Ali Haydar bey ile teması olmuş olduğunu zannediyorum. Törende
Sakıp bey'in resmini taşıma rolü Ali Haydar bey'e yakışmıştı,
hatta bana kalırsa törende rolü kendisine en çok yakışan kimse, Ali
Haydar bey idi. Neyse ki kimse en azından bu rolü adamın elinden almaya
kalkmadı. Ali Haydar bey'in yaşamının bundan sonrasında çok büyük
bir boşluk hissedeceğini düşünüyorum, tanrı yardımcısı olsun.
Televizyon kanallarında ikide bir tekrarlanan bir bilgiyi de, en azından
bu gruba, düzelteyim: Sabancı Holding en üst düzey yönetiminin ilk
defa aile dışından bir profesyonel tarafından yürütülüyor olduğu
bilgisi, en azından, yanlıştır. Turgut Özal "Genel Koordinatör"
ünvanıyla, Hasan Güleşçi önceleri "Genel Koordinatör",
daha sonraları "CEO" ünvanıyla, Hazım Kantarcı
"CEO" ünvanıyla Sabancı Holding'in en üst düzey yöneticilik
görevini daha önceleri yürüttüler, ve hiç biri Sabancı ailesi
mensubu değildi, yani hepsi de safi profesyonel idi.
Sevgiler
Turgut Uzer