

Patlıcan
Patlıcan'ı beğeni derecemi sevip sevmem diye anlatmaya kalkmak
duruma "downplay" etmek olacak. İmam olmamama rağmen, ben
patlıcan'a bayılırım. Yok olmadı, tanımı biraz daha daraltayım:
ben güneş altında yetişmiş yaz patlıcan'ına bayılırım. Koca
bir yazı sırf patlıcan üzerine kurulu yemeklerle beslenerek geçirebileceğimi
düşünüyorum. Belki bu düşüncede az bir miktar abartı var, varsa
da sadece az bir miktar.
Yaz geldi, Akdeniz bölgesinde patlıcan mevsimi. Patlıcan'a saygı'nın
tam zamanı.
Ömer Faruk Şerifoğlu'nun bir yazısından aldığım bazı bilgiler
şöyle: İlk defa Hindistan'da yetiştirildiğine inanılan
"sebzelerin şahı" patlıcan, ülkemizde çeşitli dönemlerde
ve çeşitli bölgelerde "Bazıncan", "Balcan" gibi
değişik isimlerle anılmıştır. Ülkemizde patlıcan'a "fakir
eti" yakıştırması da yapılır. Türk mutfağında yaklaşık
200 çeşit patlıcan yemeği vardır.
Eskiden ahşap konakların bol olduğu İstanbul'da, "patlıcan
mevsimi" gelince, patlıcan kebabı ve patlıcan közlemesi yapılırken
çıkan yangınları azaltmak amacıyla, patlıcan'ın şehre girişinin
padişah fermanıyla yasaklandığı dahi olmuş.
Patlıcan, yılda kişi başına 16 kilo ile, ülkemizde domates'ten
sonra en fazla tüketilen sebze imiş.
Ülkemizdeki Patlıcan çeşitleri:
Patlıcan'ın en "etkili" kullanıldığı mutfak, bence
Gaziantep mutfağı. Gaziantep demişken, geçenlerde ListEM'de
"Urfa mutfağı ile Gaziantep mutfağı rekabet halindeymişler"
gibi bir cümle kullanıldı. Her bölgenin mutfağına saygım(ve
neredeyse tamamına beğenim) var, ancaak: Naçizane görüşüm şudur:
Gaziantep Mutfağı ile Türkiyenin içinden veya Türkiye'nin dışından,
boy ölçüşebilecek mutfak ben göremiyoroum. Gaziantep Mutfağı bir
kenara, diğer bütün mutfaklar bir kenara. Kendim Antepli değilim,
Antep'te de oturmadım, Antep'e hayranlık duymam için hiç bir
"noise" faktör yok, ancak Antep'i küçük sanayicisinin
gayreti ve başarılarının yanında, mutfağı ile de çok takdir
ediyorum.
Antep mutfağını neden çok üstün görüyorum?? Çünkü Antep mutfağının
malzeme yelpazesi son derce geniş. Antepliler tatlı ile acıyı bile
çok ustaca birleştiriyorlar. Üzüm(koruk), Limon, kayısı gibi
meyveleri bulgur, et gibi malzemelerle birleştirip nefis neticeler alıyorlar.
Son olarak bir patlıcan yemeği:
Hünkar Beğendi (benim yorumum):
Kuzu kuşbaşı kendi yağında kızartılır(Kısık ateşte, önce
su salar, sonra suyunu çeker, sonra yağında kızarmaya başlar, kızarmaya
başladıktan sonra az az üzerine su serpin, damlalar halinde, sakın
su boca etmeyin, her serpişinizde 'cız' etmeli)
Ayrı bir kapta az yağ, piyaz soğan, domates birlikte pişirilir, tuz,
biber eklenir(sivri biber de eklenebilir), karışım etlerin olduğu
kaba dökülür, az su eklenir, kapak kapatılı, altı kısılır, 15
dakika kadar birlikte pişerler.
Közlenmiş Patlıcan'ın kabuğu soyulur, limonve tuzlu suda az
bekletilir, ince ince doğranır.
Bir kaba az yağ (esası tereyağı'dır, isterseniz daha
"light" çalışabilirsiniz) ile un konur, birkaç
dakika karıştırılarak pişirilir, patlıcanlar üzerine ilave
edilir, yavaş yavaş süt ilave edilerek ve sürekli karıştırılarak(yedirlerek)
pişirilir. Bu karışıma "Beğendi" denir.
"Beğendi", geniş ve yayvan tabağa yayılır, etli karışım
ortasına konur. Etli karışım, beğendi'nin dışına taşmamalıdır.
Et yerine tavuk da kullanılabilir. Hatta sadece soğan, domates ve
sivri biberli "sade"si de çok güzel olur.